Yazı, Pakistan aracılığında başlayan ABD-İran doğrudan müzakerelerinin Hürmüz Boğazı'nın statüsü konusunda çıkmaza girdiğini anlatıyor. Yazar, Trump'ın boğazdan geçiş kontrolü ve ticaret konusundaki taleplerini 'maksimalist' olarak nitelendiren İran'ın uyarısını aktararak, müzakerelerin sırasında ABD savaş gemisinin bölgeye yaklaştırılmasının işten bile olmadığını vurguluyor. Ancak uzlaşı sağlayabilecek konular ve anlaşmazlık yaratan meseleler göz önüne alındığında, bu krizden çıkış gerçekten mümkün mü?
Pakistan'ın başkenti İslamabad'da dün başlayan ve doğrudan görüşmelerin de gerçekleştiği müzakereler, Hürmüz Boğazı'nailişkin pürüzle tıkanmış görünüyor. İran, bunun ABD'nin "maksimalist taleplerinden" kaynaklandığını söylüyor
ABD-İran arasındaki tarihi görüşme için heyetlerin Pakistan'a gelmiş olması bizatihi önemliydi. Zira İslamabad, 1979'dan sonra iki ülke diplomatik ilişkilerinin kesilmesinin ardından yapılan görüşmelerde, "en üst düzeydekheyetleri"ağırlamış oldu. İslamabad cumartesi günü bir şeyi daha başardı, o da 2015'ten bu yana 'doğrudan' görüşmeyen iki tarafı aynı masa etrafında buluşturmaktı. Aslında başlangıç olumluydu, ta ki Hürmüz başlığına gelene kadar.
'Maksimalist' talepler
İran'ın İslamabad'daki masaya Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü kaybetmemeve buranın statüsünün belirlenmesi talebiyle oturacağı herkesin malumuydu. Fakat beklenmedik bir şey oldu ve ABD tarafı, masaya İran'ın ifadesiyle "maksimalist"taleplerle geldi. Boğazdan geçişlerin kontrolü konusunda karşılıklı talepler masada "git-gel"esebep oldu. Üstelik diğer başlıklar içinalt komiteler kurulmuş, teknik heyetler çalışmaya başlamışken, masa bir anda Hürmüz engeline takıldı.
Trump sinyali vermiş
Bu satırlar yazılırken, o taleplerin ne olduğuna dair henüz kamuoyuna yansımış resmi bir açıklama yoktu, fakat Donald Trump'ın sosyal medya paylaşımlarında geriye doğru bir tarama yapınca aslında o bazı sinyaller almak mümkün. Trump şöyle diyordu:
''ABD Hürmüz Boğazı'ndaki trafik yoğunluğunun yönetilmesine yardımcı olacak. Çok sayıda olumlu adım atılacak. Büyük paralar kazanılacak.''
ABD Başkanı, hayal ettiğinin ne kadarını alabilecek, hep birlikte göreceğiz. Fakat Başkan Yardımcısı J.D. Vance'in Pakistan'dan sonuç almadan dönmemek için büyük çaba harcadığını ve ağırlığını koyduğunu da söylememiz gerek.
Perde arkası
Hürmüz pürüzüne kadar İslamabad'da yaşananları da hızlıca özetleyelim.
Dünkü köşemde de yazdığım üzere İran, müzakerelerin başlayabilmesi için iki koşulu masaya koymuştu. (Lübnan ve donmuş varlıklar). Dün sabah saatlerinde Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ilk olarak İran heyetiyle görüştü ve listeyi aldı; ardından ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile görüştü. ABD tarafı meseleyi çözmek için doğrudan görüşmelere hazırdı.Pakistan da "başlıkların zaten müzakerelerde görüşüleceğini, önkoşulsuz masaya gelinmesigerektiği" konusundaki ılımlı mesajlarını tekrar İran heyetine iletti. Fakat İran doğrudan görüşme için en azından bu iki talep konusunda adım bekledi. İran'ın 'direnişi' bir süre kırılamadı. Bu yüzden ABD-İran arasında doğrudan görüşmelerin başlaması TSİ 15:30'u buldu.
Görüşmelere başlarken
Üçlü görüşme için tarafların bir araya gelmesi, o saat itibariyle ABD'nin İran taleplerini kabul ettiği anlamına gelmiyordu.
Yazının yazıldığı sırada İran'ın bu konuda nasıl bir taviz verdiği - ya da buna iyi niyet adımı da denilebilir - bilinmiyordu. Fakat görüşmeler başladıktan yaklaşık 1,5-2 saat sonra teknik heyetlerin de bir araya geldiği belirtildi. Bu da görüşmeler için "olumluydu."
TSİ 18'de görüşmelerdeki o ılımlı rüzgâr, TSİ 20 itibarıyla terse döndü. Yetkililer 'belirli konularda tarafların Pakistan'da Umman ve Cenevre'dekinden daha ileri aşamaya geçtiğini' ifade etse de tıpkı sahada olduğu gibi masayı yine Hürmüz tıkadı.

13