Hürmüz'de 'yeni sayfa' mümkün mü

İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney perşembe günü Hürmüz'de ''yeni bir sayfa açıldığını'' ilan etti, ''ABD askeri varlığının bölgeden temizlenmesinin yanı sıra, boğazın yönetiminin kıyıdaş devletler tarafından üstlenilmesi gerektiğini'' söyledi. Kulağa hoş gelse de fiiliyatta 'başarılı' olmuş bir ABD ablukası devam ederken, dahası ABD Başkanı Donald Trump o ablukayı 'sıkılaştırma' talimatı vermişken, yeni bir sayfa açmak mümkün mü Pek değil. Gelin perde arkasında aslında ne oluyor, bakalım...

Perde önü ve arkası

Sert söylemlere rağmen tarafların Pakistan arabuluculuğunda Hürmüz'ü nasıl açacaklarına dair formülleri görüştüğü biliniyor.

İran'ın Hürmüz'ün statüsünü yeniden tanımlamak, hatta boğazdan geçiş ücreti almak istediği sır değil. ABD'nin de İslamabad'daki ilk turda kontrol ve gelir paylaşımı gibi öneriler getirdiği de... Hatta İran'ın ABD'den tazminat talebinin, bu geçiş ücretleriyle karşılanması (yeniden inşa harcı adıyla) formülleri bile gündeme geldi. Ancak uzlaşı çıkmayınca ABD 13 Nisan'da kendi ablukasını başlattı, geri adım da atmadı.

İran'ın Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi'nin ikinci tur öncesi Muskat ziyaretini, müzakere başlıklarından farklı bir konu olarak görmek saflık. Nükleer dosya, yaptırımlar, donmuş varlıklar ve Hürmüz, aslında birbirine bağlı. Bu ziyaret en fazla 'ABD'yi dışarıda bırakacak çözümün' arayışıydı ama nihayetinde odak yine Hürmüz'dü.

ABD'nin kazancı

ABD ablukayı bırakmıyor çünkü sahada etkisini tahmin ettiğinden daha fazla gördü. En azından Amerikalıların söylediği bu. İran-Pakistan sınırından, Umman'daki Ras al Hadd bölgesine kadar uzanan abluka hattı ile İran'ın günlük petrol gelirinin 500 milyon dolar azaldığı iddiasındalar. Enerji uzmanları ise bu rakamın günlük 150 milyon dolar civarında olduğunu belirtiyor.

Yine ABD'ye göre, İran'ın uranyum zenginleştirme ve füze üretimi için gerekli ithalatı zorlaştı. İhracatın %90'ının yapıldığı Hark Adası'ndaki depolama kapasitesinin dolması ise, üretimi durdurma riski yaratıyor. Çıkarılamayan petrol, kimyasal tepkime sebebiyle kuyuların verimini ve rezerv kalitesini düşürüyor. Ancak çok daha büyük risk doğalgaz tarafında. Gaz yetersizliği ve üretim düşüşü, konut ve sanayide elektrik kesintilerine sonra da toplumda huzursuzluğa yol açabilir.

Tahran'ın stratejisi

Tahran ise aslında 'zeki bir strateji' ile daha savaşın başında uluslararası sulara, kablo ile sabitlenen 'demirli mayınları', deniz tabanına oturan 'dip mayınları' yerleştirdi. Geçiş yapacak gemileri de Keşm ve Larak adaları arasındaki dar koridora yani 'kendi kara sularına' yönlendirdi. Ancak karşı abluka yüzünden sıkışan Tahran, başından beri İran'ın boğazla ilgili taleplerine karşı temkinli duran Umman'a teklif ile gitmek zorunda kaldı.