Yazar, ABD-İran diplomasi çabalarının Pakistan'ın arabuluculuğuna rağmen çöktüğünü anlatıyor; İran'ın abluka kalkmadan müzakereye gelmeyeceğini, Trump'ın sert tutumunun ılımlı kesimi zayıflattığını ve sonuçta her tarafın kendi koşullarında ısrarcı kaldığını vurguluyor. Peki müzakere masasını ayakta tutmanın kendisi çöküşten daha mı önemli olmalıydı?
İran'ın bölünmüş siyaseti, ABD Başkanı'nın sürekli değişen açıklamaları derken, İslamabad'da gerçekleşmesi ümit edilen ikinci tur müzakereler belirsizliğe sürüklendi... Tahran heyet göndermeyeceğini, Trump ateşkesi uzattığını söyledi
Pakistan'ın başkenti İslamabad, ABD ile İran arasında savaşın yeniden başlamaması ve diplomasiye şans tanınması için Washington ve Tahran'dan gelecek muhtemel heyetleri ağırlamak için tüm hazırlıklarını yapıp, bekleyişini sürdüredurdun, ABD ve İran'dan yapılan açıklamalar, beklentileri arapsaçına çevirmiş durumda. Nitekim İran görüşmelere katılmayacağını duyururken, ABD Başkanı Donald Trump, normalde bugün bitmiş olması gereken ateşkesi, Pakistan'ın talebiyle uzattığını duyurdu. Bu da işleri biraz daha karmaşıklaştırdı.
ABD ile İran heyetleri, ilk tur müzakereler için 11 Nisan'da yine Pakistan'da bir araya gelmiş, o masa da hiç kolay kurulmamıştı. Yeni tur için müzakereler de, şayet yapılabilirse, şimdiden bir o kadar çetin süreçte gerçekleşecek ve geçecek gibi görünüyor. Dün akşam geç saatlere kadar "masa duruyordu" ancak ne İran ne de ABD tarafı, Pakistan'a, "katılacak delegasyona ilişkin resmi bildirimini" yapmamıştı. Zira dün, gün boyu Tahran'dan gelecek yanıt beklendi.
İran'daki bölünme
İran, ilk turda "Lübnan ateşkese dahil olup olmadığı netleşmeli" koşulunu dayatmıştı. İkinci tur için de "Hürmüz Boğazı'ndaki ABD blokajı", yaşanan "kilitlenmenin" ana sebeplerinden biriydi. Tahran, bu ablukanın kaldırılmasını ve ondan sonra müzakere yapılmasını talep ederken, ABD Başkanı Donald Trump, "Anlaşma olmadan kalkmaz" demişti.
Pakistan'a ulaşan bilgiler, İran Devrim Muhafızları içinde "sert" bir kesimin savaşın devamı konusunda ısrarcı olduğu, askeri ve sivil kanattan ılımlı kesimin ise "Masaya oturmalıyız" telkinlerinde bulunduğu yönündeydi. Pakistan'da Trump'ın dilinin İran içindeki tartışmaları körükleyebileceği endişesi de hakimdi. Trump'ın sertleşen tonunun, ılımlı kesimin elini zayıflattığı, İran içindeki "Masaya oturmayalım" diyenlerin direnişini körüklediği konuşuldu.
Trump'ın, özellikle "anlaşma olmadan ablukanın kalkmayacağı" yönündeki sözleri, ardından da "Ateşkesi uzatmak istemiyorum... Bombardımana geçmeyi bekliyorum çünkü bu daha iyi bir tavır olurdu" gibi ifadeler kullanması, süreci geri götürdü.
Her ne kadar Pakistan'dan ABD'ye "Tonu düşürün!" mesajları gittiği bilgisi olsa da, ortalık iyiden iyiye gerildi.
Vance'in ipuçları
Arabulucu Pakistan, ateşkesin bitmesine saatler kala, bir yandan İran'ı ikinci tura ikna etmeye çalışırken diğer yandan da ateşkesin uzatılması için taraflara çağrıda bulunuyordu. İran'ın masaya oturması için Rusya ve Çin'in de devrede olduğu belirtiliyordu. İki ülkenin çeşitli vesilelerle, "Müzakerelerde ulaşabilecek en ideal nokta bu, artık masaya oturun!" mesajlarını iletmesi de, İran içindeki dengeler açısından çok hassastı.

6