Küresel "petrol üretimi ağustosta bir önceki aya göre 1,6 milyon varil/gün geriledi. Şubat ayından bu yana gözlenen stok kaybı 507 milyon varile ulaştı. Körfez ile Rusya'dan yapılan net dizel ve gazyağı ihracatı, şubat ayına kıyasla günlük 1,6 milyon varil daha düşük. ABD'de dizel fiyatları eylül başında varil başına 200 doları aştı.''
Bu veriler Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (IAE) Eylül ayı raporundan...
Tablo böyleyken, Ekim ayı başı itibariyle IAE piyasaya ikinci bir müdahaleyi çok daha ciddi bir şekilde değerlendiriyordu ki, beklenen karar Cuma geldi. Fakat o kararın arkasındaki gerilimi de gözden kaçırmamak gerekiyor. Zira kez mesele kimin rezervlerinin ne ölçüde kullanılacağında düğümlendi.
Avrupa-ABD çekişmesi
IAE, İran savaşı sonrası 11 Mart'ta piyasaya stratejik rezervlerden 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesi kararı almıştı. O tarihi rezerv salımının 172 milyon varilini ABD üstlenmişti. Anlaşılan o ki, ABD bu kez sorumluluğun önemli bölümünü Avrupa'nın üstlenmesini istedi, '120 milyon varil dizelin acil rezervlerden piyasaya sürülmesini' talep etti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ''G7'nin (Yediler Grubu- ABD, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Japonya, Kanada, AB) rezervlerin yeniden kullanılması seçeneğini değerlendirmesi gerektiğini'' söylemişti ve o toplantı dün yapıldı. Şimdilik 100 milyon varile kadar dizel yakıt ve ham petrol stoğunu serbest bırakma kararı aldı. Fakat vurgulamamız gerekir ki bunu AB yapacak, Bir başka deyişle bu perdede ABD istediğini almış oldu. Zaten ajansın başkanı Fatih Birol'un acil toplantı öncesi 'AB ve Uluslararası Enerji Ajansı, gerekli görürse petrol piyasasında kolektif harekete geçmeye hazır.' sözü de bu çekişmenin bir yansımasıydı..
Enerji milliyetçiliği
Bir eşik daha böyle aşılmış oldu ama riskler bitmiş değil. Küresel piyasalarda ABD'nin kendi tüketicisini korumak amacıyla keskin kararlar alması da bir diğer dikkatle izlenilmesi gereken süreç. Daha basit ifadeyle, eğer dizel ihracatına sınırlama getirirse, içeride fiyat baskısını hafifletirken Avrupa'daki ve küresel piyasadaki sıkışıklığı daha da artırabilir. ''Kendi tüketicimi koruyayım'' politikası, dünyada 'enerji milliyetçiliği' riskini de beraberinde getirecek mi, bu da başka bir soru.
IAE'nin geleceği
Zaten halihazırda ABD, IAE'nin politikalarını da sorguluyor. ABD Enerji Bakanı Chris Wright, IEA'nın temel enerji güvenliği misyonundan uzaklaştığını, iklim ve net sıfır senaryolarına fazla ağırlık verdiğini savunuyor. Tartışmayı da geçtiğimiz günlerde çok kritik bir noktaya taşıdı: ''Kurum ya dönüşecek ya da ABD ayrılmayı değerlendirecek.'' IEA'nın en önemli finansörlerinden biri olan ABD'nin çekilmesi, tıpkı Birleşmiş Milletler yapılarında olduğu gibi bir çöküşe yol açar mı, ajansın önündeki sınamalardan biri de bu.

2