Gerek Rus basınında gerekse Batı basınında en çok sorulan sorulardan biri, "Bu yıl Rsuya-Ukrayna savaşı biter mi"
Daha önceden de yazdığım üzere bu konu sadece Rusya ve Ukrayna'ya değil, Rsuya'nın işbirliği yaptığı ülkelerin durumuna ve Rusya'yla ilişkilerine, bir de tabii Batı dünyası içindeki güç dengelerine bağlı. Bildiğimiz üzere, Batı dünyasında bir tarafta Rusya-Ukrayna savaşını külfet olarak gören Trump yönetimi, diğer taraftaysa savaşı sürdürmek isteyen Avrupalı ülkeler var.
Savaşta Batılı ülkelerin hesaplarını boşa çıkartan ve Rusya'nın konumunu güçlendiren etkenlerden biri, Rusya'yla İran'ın askeri alanda işbirliğine gitmesi, özellikle Rusya'nın İran'dan İHA ithal etmeye başlaması olmuştu. İşte bu nedenle İran'daki son gelişmeler, Ukrayna'da büyük ilgiyle takip ediliyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, İran konusunda ABD yönetiminden de sert açıklamalar yapıyor.
Rusya'ya gelince; iki hafta önce yazdığımız üzere, stratejik ortak olduğu Venezuela konusunda fazla birşey yapamadı. Bir de tabii Rus uzmanlar, Trump'ın -önceki Amerikan başkanlarından farklı olarak-küresel liderlik yerine, Amerika kıtasında liderliğe öncelik verdiği yorumlarını yapıyor hâlâ. Dolayısıyla Rus yayın organlarının çoğunda, "Batı yarımküre ABD'ye, doğu yarımküre de Rusya ve in'e kalacak" yorumları yapılıyordu birkaç gün öncesine kadar. Trump'ın Grönland konusunda sesini yükseltmesinin ise Rus basınında bayram havası yaratacağını tahmin etmek zor değildi. Zira Trump'ın Grönland hakkındaki açıklamaları sonrasında, NATO'nun son nefesini vermekte olduğunu, bizzat NATO üyesi ülke liderleri söylemeye başladı. Ancak İran konusunda Rusya yönetiminin temkinli tavrı devam ediyor. ABD yönetiminin İran konusunda takınacağı tutum, Rusya ile ABD ilişkilerini belirleyen ana etkenlerden biri olacak.
Trump ise, son günlerde, tekrar Ukrayna yönetimine yüklenmeye başladı. Son verdiği bir demeçte Trump, "Zelenski'nin sahip olduğu tek koz, benim. Bunu o da, Avrupalı liderler de biliyor. Rsuya Ukrayna Savaşı başladığında da Ukrayna'nın elinde kart yoktu", diyerek, ABD yönetimi olmasa Ukrayna'nın mahvolacağını ifade etti; böylelikle, Ukrayna yönetimi ile Avrupalı liderlere, "benim çizgime gelmezseniz, desteği çekiveririm" mesajını verdi. Geçen hafta da Trump, ABD ile Ukrayna'nın yaptığı değerli madenler anlaşması sayesinde ABD'nin Ukrayna'ya harcadığı paranın daha fazlasını elde edeceğini söylemişti. Trump'ın dünya tarihinde olumlu bir yönü varsa o da ABD emperyalizmi denen şeyi hiç "demokrasi, insan hakları" gibi lafların ardına gizlemeden, en yalın şekilde ortaya koyması.

4