Putin'in 'Ermeni soykırımı' çıkışı

Putin'in 1915'i "soykırım" ilan etmesi Rusya'nın Kafkasya'da kaybettiği nüfuzunu geri almaya mı yoksa gerçek tarihsel vicdanı mı yansıtıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Putin'in 1915 olaylarını soykırım olarak tanımasını Rusya'nın Kafkasya'daki erodan güç kaybından kaynaklandığını ve Ermenistan seçimlerinde rövanş almak için Ermeni milliyetçiyi yanına çekme çabasını işaret ediyor. Ancak bu hamlede Rusya'nın Türkiye ile ilişkilerdeki gerilimin de önemli bir role oynadığını vurguluyor. Peki Rusya bu adımla gerçekten Kafkasya'da yeniden egemenlik kurabileceğine inanıyor mu, yoksa çıkmaz bir yolda mı ilerliyor?

Her yıl 24 Nisan tarihinde Batılı ülkelerin "soykırım" iddialarını tekrarlamasına alışmıştık ama bu 24 Nisan'da Putin'in de bu koroya katılıp 1915 olaylarını "soykırım" diye adlandırması, pek çok kişi için sürpriz oldu. Oysa ki Rusya yıllardan beri bu konularda açıklama yapmaktan kaçınıyordu.

Aslına bakarsak Putin'in bu konuşması, soykırım iddiasının Rusya'da resmi düzeyde ilk gündeme getirilişi değil. Rusya Parlamentosu, 1995'te (Boris Yeltsin'in cumhurbaşkanlığı döneminde), Ermeni tehcirini "soykırım" olarak tanıyan bir kararı kabul etmişti. Bunda, o dönemde Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin dibe vurmuş olmasının da büyük etkisi vardı. Ne var ki ileriki dönemlerde iki ülke ilişkilerinin düzelmesinin sonucunda, Rusya, bu soykırım iddialarını resmi düzeyde dile getirmez olmuştu.

Rusya, 1800'lerde Güney Kafkasya'yı ele geçirdiğinde, buradaki nüfus yapısını da kökten değiştirdi. Doğu Anadolu'dan önemli miktarda Ermeni, Erivan taraflarına yerleştirildi. Her ne kadar Rusların çoğunluğu Ortodoks, Ermenilerinse çoğunluğu Gregoryen mezhebinden olsa da arlık Rusyası, burada Ermenilerle dini bağlarını sonuna kadar kullandı.

Geçenlerde Ermenistan Başbakanı Paşinyan'ın Moskova ziyareti sırasında Putin'in ona Ruslarla Ermeniler arasındaki medeniyet bağından bahsetmesi de aslında 19. yüzyıldan gelen ve dine dayanan ilişkilere bir atıf idi.

RUSYA'NIN KAFKASYA ELİŞKİSİ

Rusya, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından bu yana kimi zaman Ermenistan'la Azerbaycan arasında hakem rolü oynamaya çalıştı, kimi zamansa Ermenistan'a açık destek vererek bu "tarihsel ve manevi ilişkileri" hatırlattı. Rusya'nın Kafkasya siyasetinde kimi zaman çarlık özlemlerinin ortaya çıktığını gösteren önemli bir örnek, 2010 yılında Dmitri Medvedev'in cumhurbaşkanlığı zamanında, Ermenistan'ın Gümrü şehrindeki Rus askeri mezarlığında, arlık Rusya'sının bir zamanlar Kars'ta yaptığı ve Türk bayrağına hakaret eden heykelin aynısının yapılmasıydı. İlhan Selçuk'un Yüzbaşı Selahattin'in Romanı'nın 1. Cildi'nde de bahsedilen bu heykelde, bir Rus neferi, Türk bayrağını ayakları altına almış halde, yüzünü Erzurum'a çevirmişti. İşte Medvedev'in 2010'da Gümrü'de inşa ettirdiği heykel, Türk kuvvetlerinin 1918'de Kars'ı geri alır almaz yıktırdıkları bu heykel idi.

Geçen hafta Putin'in Ruslarla Ermeniler arasındaki tarihsel ve kültürel yakınlık konusunda bir adım daha atıp "soykırım" kelimesini telaffuz etmesi, birkaç şekilde yorumlanabilir: Birincisi, Kafkasya'da Rusya'nın kurmaya çalıştığı düzen, 2023'te Azerbaycan'ın Karabağ'ı tamamen geri almasıyla yıkıldı. Şimdi Kafkasya'da ABD patentli yeni bir düzen kurulmaya çalışılıyor. Rusya'yı hem Kafkasya hem de Orta Asya'dan çıkartmayı öngören bu planın en zayıf halkası, önceden de yazdığımız üzere Ermenistan: Özellikle milliyetçi muhalefet, son dönemlerde Rusya'yla yakınlaştı ve Rus Ortodoks Kilisesi, Paşinyan'a muhalefet eden Ermeni Apostolik (Gregoryen) Kilisesi ile yakın iletişim içinde. Haziran başında, Ermenistan'ın ve belki de bütün Kafkasya'nın kaderini belirleyecek seçimler yapılacak. Rusya, bu seçimlerde rövanş almaya çalışıyor. Diğer bir nedense Rusya'yla Türkiye arasında ilişkilerde sorunların başgöstermesi. Rusya, böyle kriz durumlarında Bulgarları, Yunanları veya Ermenileri Türklerden "kurtardığını" vurgulayıp durur.