ABD'NIN sicili, zaten dünyanın pek çok yerinde desteklediği askeri ve sivil darbelerle dolu. Ama son iki gündür vurgulandığı üzere, bir ülkenin cumhurbaşkanının palas pandıras alınıp götürülmesi ikinci kez oluyor. İlki, 1989'da Panama'nın işgal edilip Noriega'nın alınıp götürülmesiydi; Maduro'nun kaçırılması, bu tür ikinci operasyon. Yalnız bu sefer ülkeyi işgale de girişmeden, lideri kaçırıverdiler. ABD'nin dünyada yaptığı kirli işleri birer kahramanlık hikâyesi gibi yansıtan "Görevimiz Tehlike" dizisinde de bir Latin Amerika lideri kaçırılıyordu fakat orada bile lider bir hileyle Amerikan toprağına getiriliyordu. Bu son olayı, Hitler'in Churchill'i İngiltere'den kaçırmaya çalıştığı kurgusal bir öyküyü anlatan "The Eagle Has Landed" (Kartal, Kondu) filmine benzetmek daha doğru olur. ("Görevimiz Tehlike" demişken: 1980'li-90'lı yıllarda bize bu diziye alkış tutmamız aşılanırdı, oysa ki aynı dizinin Türkiye'de gösterilmeyen 4. bölümü (internetten bulabilirsiniz), Türkiye'de geçiyor ve Türkiye'yi kötülüyordu. ABD'nin bize bakışını sansürleyip yine bize ABD'yi alkışlatıyordu, dönemin iktidarı.)
MONROE DOKTRİNİ'NE ATIF YAPTIMeseleye gelirsek: Trump, olayın ardından yaptığı basın toplantısında, ABD'nin Monroe Doktrini'ne atıfta bulundu. Dönemin ABD Başkanı Monroe'nun 1823'te ilan ettiği bu doktrin, bütün bir Amerika kıtasını, Avrupalı sömürgeciliğe kapatıyor ve ABD sömürgeciliğinin kapısını açıyordu. Monroe, dünyaya, "Latin Amerika'yı kimseye sömürtmeyiz. Sömürülecekse biz sömürürüz" diyordu. Böylelikle yakın dönemlere kadar Latin Amerika, ABD'nin arka bahçesi olarak kaldı. Soğuk Savaş döneminde bile Moskova'nın bu bölgeye fazla yaklaşmadığını hatırlamak gerek.
Venezüella da 1980'lere kadar ABD yörüngesinde bulunduktan sonra bağımsızlık yolunda ilerlemişti. ABD 2001'de, Chavez'in iktidara gelmesinin hemen ardından burada bir darbe düzenletmiş ama bu darbenin ömrü 48 saat olmuştu. Bundan sonra Chavez, Rusya gibi, ABD'nin karşısındaki ülkelerle yakınlaştı. İlişkiler, Maduro döneminde de yoğunlaştı ve 2018'e gelindiğinde, Rusya'yla Venezüella ortak askeri tatbikatlara başladı.
Fakat ne kadar stratejik ortaklıktan bahsedilse de Rusya, dünyanın o tarafına etkin müdahalede bulunabilecek durumda değil. Dahası, Ukrayna savaşında kan kaybettiğinden yakın çevresinde de eskisi kadar etkili olamıyor. Güney Kafkasya'da denetimi kaybederken Venezüella'da etkili olması beklenemez.

14