Fener Patrikhanesi ve Bizansçılık

ABD'nin "ılımlı İslam" anlayışıyla Türkiye'de ve çevre ülkelerde neler yapmaya kalktığını hiç değilse FETÖ'nün icraatları göstermeye yetti. ABD'nin kendisine bağlı İslami cemaatler kurma çabalarını biliyoruz. Gelgelelim ABD'nin veya diğer büyük güçlerin Hıristiyanlık aracılığıyla neler yapmaya çalıştığı dikkatimizden kaçabiliyor. Bunun bir örneğini, Papa XIV. Leo'nun kasım ayındaki Türkiye ziyaretinde gördük. Bu ziyarete şüpheyle yaklaşanlara, "Sen Hıristiyan düşmanı mısın Paranoyak olmaya gerek yok" diyenler oldu.

Oysaki ABD'nin bir "ılımlı İslam" projesi çerçevesinde FETÖ'yü kullandığını söylemek nasıl ki İslam düşmanlığı olmuyorsa, ABD'nin ve diğer büyük güçlerin Vatikan'ı ve Fener Patrikhanesi'ni kendi politikaları doğrultusunda kullanmaya çalıştıklarını söylemek de Hıristiyan düşmanlığı olmuyor. Sapla samanı karıştırmamak lazım.

Uluslararası siyasette din, etkileyici güçlerden biri. Papa XIV. Leo önceki papadan farklı olarak Batı dünyasında Rusya karşıtı kesime yakın. Trump'a muhalefet bayrağı açtı ve ABD'deki Katoliklerin Trump'a desteğini azalttı. Sonuçta ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri Vatikan'ın Washington elçisini çağırıp papayı tıpkı 1300'lerde Fransız krallarının yaptığı gibi rehin tutacaklarını söyledi (bu tehdit, geçen ocak ayında, Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun kaçırılmasından sadece günler sonra savruldu ve diplomasi tarihinde benzeri görülmeyen bir durumdu). Ancak papa, Trump'a karşı sesini yükseltti ve Trump'ın İran politikasını yerden yere vurdu. Fakat dikkat edilirse papa bu zıtlaşmada desteği İngiltere'den alıyordu. Görüldüğü üzere Katolik dünyasında dinle siyaset sarmaş dolaş olmuş.

ORTODOKSLUK KARTI

Benzer durum Ortodoks dünyasında da görülüyor. ABD ve İngiltere 1940'lardan beri Doğu Avrupa ve Akdeniz'deki Ortodoks halkları etkilemek için Fener Patrikhanesi'ni kullanmaya ve Fener patriğini Ortodoksların fiili lideri haline getirmeye çalışıyor. Bunu söyleyince bazıları Ortodoks düşmanlığı, Rum düşmanlığı veya "Sevr paranoyaklığı" ile suçlamaya kalkacak ama 1948'de Türkiye'ye ABD Başkanı Truman'ın özel uçağıyla getirilip alelacele Türk vatandaşlığına geçirilen Athenagoras 1960'larda verdiği bir demeçte "Ben, Truman doktrininin dini ayağını oluşturuyordum" demişken ABD ve İngiltere'nin Ortodoksluk kartını gizlemeye çalışanların suçlamaları çok tuhaf görünüyor. (Bu konuları, Cumhuriyet Yayınları'ndan çıkan "Rusya Batı atışması'dna Fener Rum Patrikhanesi" adlı kitabımda anlatıyorum. Naçizane tavsiye ederim.)