Dini özgürlük değil, din siyaseti

Geçen hafta ABD'nin dünyadaki Ortodoksları denetlemek için Fener Patrtikhanesi'nden yararlandığını ve Fener patriğinin, unvanlarına "Yeni Roma Patriği"ni eklediğini yazmıştık. Son gelişmeler, Fener Patrikhanesi konusunun gündemi epey işgal edeceğini gösteriyor.

Fener Patrikhanesi konusu hiç de bizden uzak bir konu değil. Osmanlı'nın son döneminde Yunan milliyetçiliğine destek veren Fener, Lozan Anlaşması'nda Türkiye'nin İtilaf Devletleri'yle başlıca müzakere konularından birini oluşturmuş ve sonunda, bu kurumun sadece Türkiye'deki Rum Ortodoks cemaatin dini kurumu olacağı, başka hiçbir siyasi yetkisinin olmayacağı kabul ettirilmişti (Evet bu konu, anlaşmanın ana metnine dahil edilmemişti fakat müzakerelerde İtilaf Devletleri bu konuyu kabul etmiş ve tutanaklara geçmişti. O nedenle Lozan'da patrikhane konusunda hükmün olmadığı iddiası kesinlikle doğru değildir).

İşte son dönemlerdeki gelişmeler, Türkiye'nin Lozan'da zorlukla kabul ettiği düzenlemelerin aşındırılması tehlikesini taşıyor (Fener Patrikhanesi konusunun Türkiye açısından önemini en kapsamlı ve en kolay okunur şekilde anlatan bir eser olarak Cumhuriyet Yayınları'ndan çıkan "Rusya Batı atışmasında Fener Rum Patrikhanesi" adlı kitabımı naçizane tavsiye ederim).

Önceki gün Fener Patriği Bartholomeos, Yunanistan'da katıldığı törende patrikhaneye bağlı Heybeliada Ruhban Okulu'nun bu eylülde yeniden açılacağını söyledi. Bu okul 1971'de, Fener'in okulun Türk kurumlarının denetimine tabi olmasını istememesi nedeniyle patrikhane tarafından kapatılmıştı.

Bazıları bu okulun açılmasının, dini özgürlüklerle alakalı olduğunu savunuyor. Oysaki bu okulda, Türkiye'deki birkaç bin Rum Ortodoks için değil, diğer Ortodoks ülkeler için din adamlarının yetiştirilmesi öngörülüyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu okulda sadece Türk vatandaşı Rumlar okurken 1950'lerden itibaren okula yabancı öğrenciler de kabul edilmişti. Sonuçta 1950'den 1960'ların sonlarına kadar okulda sadece 38 Türk vatandaşı Rum öğrenci okurken başka ülkelerden 187 öğrenci okumuştu. Buraya bakarak "Ne güzel! Türkiye'de böyle yabancı öğrencilerin okuması, Türkiye'nin bölgedeki etkisini artırır" diyenler çıkabilir. Fakat bu okulun açılmasını asıl isteyen ABD yönetimi. Okulun açılması konusunda sorun çıktığında Fener Patrikhanesi, Türkiye'yi Trump'a şikâyet etmekten çekinmedi. Bu konuda ABD yönetimi, Türkiye'ye baskılarını artırdı. Bu şartlarda açılan okul, Türkiye'nin nüfuzunu mu arttıracak