Ankara-Bakû hattındaki kriz yatışmış olsa da iki devlet arasındaki ilişkilerde son bir yılda daha önce görülmedik düzeyde kamuoyuna açık gerginlikler ortaya çıktı. İlk olarak mart ayında, İran savaşının başlarında, Aliyev'in İran'a yönelik sert açıklamalarının olduğu dönemde, ikinci olaraksa eylülde, türban tartışmaları çerçevesinde. Kimi gerilimler Türkiye'de bazı çevrelerin Azerbaycan'a dayatmada bulunma istemesinden kaynaklanıyor kimi gerilimlerse Azerbaycan yönetiminin kendisinin bazı dış politik planlarına Türkiye'yi de çekmek istemesinden. Bunları yorumlamadan önce Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin ne olup ne olmadığını doğru görmek lazım.
Türkiye'de "Azeri" dediğiniz anda, Azerbaycan'da bazıları, "Biz Azerbaycan Türküyüz" diye düzeltiyor. Oysaki Türkiye Türkçesinde Azeri kelimesinin hiçbir kötü anlamı yok. Böyle olmasa, 1920'deki bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzade Türkiye'ye geldiğinde "Azeri Türkü" adlı bir derginin yönetimine geçer miydi Ayrıca Azerbaycan'da yaşayanlar kendi aralarında "Biz Azerbaycan Türkleri" değil, "Biz Azerbaycanlılar" diyor. Yani kendilerine "Azerbaycan Türkü" demezken, Türkiye'de ısrarla bu şekilde adlandırma istiyorlar. "Azerbaycanlı" kelimesiyse hele de Türkiye Türkçesi'nde, bir bölgede yaşayan insanların adı; bir etnik grubun değil. Yani, Türkiye Türkçesi'nin mantığına göre, Azerbaycan topraklarında yaşayan bir Ermeni, bir Yahudi, bir Rus da Azerbaycanlıdır. "Azeri" veya "Azeri Türkü" ise Türk milletler ailesinin bir kolunu ifade eder ve kişinin yaşadığı topraktan bağımsızdır. Son olarak Özbeklerden, Kazaklardan bahsederken nasıl sorun yaşamıyorsak, Türkiye Türkçesiyle konuştuğumuz sırada Azeri kardeşlerimizden de aynı şekilde bahsedelim.
'BİR MİLLET-İKİ DEVLET'Haydar Aliyev'in Türkiye ve Azerbaycan'ı "bir millet-iki devlet" olarak adlandırmasına gelince: Güzel bir söz olsa da milleti oluşturan unsurlardan "kader birliği" konusunda bazı eksikler var. Azeri Türkleri, Orta Asya Türkleri'nden farklı olarak Oğuzlar grubundan olduklarından, dilleri Türkiye Türkçesine daha yakın olsa da iki toplum yüzlerce yıl birbirinden uzak kalmış. Osmanlı'nın Azerbaycan'daki kısa süreli egemenliğini saymazsak, burası önce İran, sonra Rusya egemenliğinde kalmış. Osmanlı'nın çöküp Azerbaycan'da milliyetçiliğin yükseldiği 1910'lu yıllarda yakınlaşma başlar gibi olduysa da farklılıklar su yüzüne çıkmış. Önce 1918'de Azerbaycan'ı Rus ve Ermeni kuvvetlerinden kurtaran Osmanlı ordusunun Azerbaycan'ın iç işlerine fazla müdahale etmesi yüzünden, sonraysa Osmanlı'nın çöküşünün ardından, Kurtuluş Savaşı yıllarında Azerbaycan hükümetinin Sovyet Rusya'ya karşı İngiltere'ye yanaşması yüzünden. Oysaki aynı İngiltere, Ankara hükümetinin baş düşmanıydı ve Ankara'nın önceliği, İngiltere ve Yunanistan'a karşı Sovyetler'den yardım almaktı. Bu nedenle, Sovyetler'in Güney Kafkasya'ya girmesi, Ankara hükümetinin onayıyla olmuştu. Azerbaycan'da basılan kitaplar, bu dönemi daha ayrıntılı anlatır.

12