Avrasya'da din savaşları kızışıyor

Geçen hafta, Gürcistan'ın en nüfuzlu isimlerinden biri olan Gürcü Ortodoks Kilisesi'nin lideri (kendi tabirleriyle Katolikos-patriği) II. İlia hayatını kaybetti. Onun yerine kimin geleceği hem Rusya hem de Batı dünyası için büyük önem taşıyor.

Şimdi bazılarınız, "Avrasya coğrafyasında bu kadar önemli çatışma yaşanıyorken Ortodoks kilisesindeki çatışmaları mı buldun yazacak" diyebilirsiniz. Yok, öyle demeyin. Zira bu dini çatışmalar önemli ölçüde ABD (veya Batı) ile Rusya arasındaki güç mücadelesinin bir parçası. Bizi de yakından ilgilendiriyor: Ortodoks dünyasının onursal merkezi olarak kabul edilen Fener Patrikhanesi'nin neredeyse 600 yıldır Türkiye sınırları içinde bulunmasına karşılık, Fener Patrikhanesi'nin büyük güçler arasındaki çatışmalarda nasıl kullanıldığına ilişkin Türkiye'de yapılan çalışma çok az. (Bu konulara ilgi duyanlara, Cumhuriyet Yayınları'ndan çıkan "Rusya Batı atışmasında Fener Rum Patrikhanesi" adlı kitabımı naçizane tavsiye ederim.)

HAKEMLİK ROLÜ ÜSTLENDİ

Gürcü Ortodoks Kilisesi dünyanın en eski Ortodoks kiliselerinden biri. Fakat 1800'lü yıllarda Gürcistan topraklarının arlık Rusya'sına bağlanmasından sonra bu kilise de Rus Ortodoks Kilisesi'ne bağlanmış, Rusya'da çarlığın sonunu getiren 1917 Şubat Devrimi'nden sonraysa yeniden kurulmuştu. Rus Ortodoks Kilisesi'nin önündeki engelleri kaldıran ve bu kiliseyi adeta Kremlin'in sağ kolu haline getiren Stalin'in Gürcü Ortodoks Kilisesi'ne dokunmamış olması, dikkate değer (kendisinin de Gürcü kökenli olmasının bununla bağlantısı olabilir). Dolayısıyla Gürcistan, Sovyetler Birliği döneminde Rus Ortodoks Kilisesi'nin girmediği bir yer olarak kaldı.

İşte geçen hafta vefat eden Gürcü Ortodoks Katolikos Patriği II. İlia, 1977'den beri bu makamda bulunuyordu. II. İlia, bağımsızlık sonrası dönemde iç siyasi çalkantıların eksik olmadığı Gürcistan'da siyasi kesimler arasında hakemlik rolü üstlenmiş, böylelikle hemen her kesimin saygısını kazanmıştı.

GÜ DENGELERİ

Bu kilisenin dış politikadaki ağırlığı, 2008'deki Rus-Gürcü Savaşı'ndan sonra arttı: Rusya'yla Gürcistan'ın diplomatik ilişkilerinin tamamen kesildiği şartlarda iki ülke arasındaki ilişkiler, kilise üzerinden yürütüldü. Gürcistan'da Rus karşıtlığının zirvede olduğu o günlerde, II. İlia, Moskova'yı ziyaret edip dönemin Rus Cumhurbaşkanı Medvedev'le görüştü. İlia'nın kendisi de o nesilden pek çok rahip de Moskova'da dini eğitim almıştı ve bu yönüyle kilise, Gürcistan'ın bir ölçüde Rusya'nın etkisi altında olmasına katkıda bulunuyordu. Kilise, AB'de egemen hale gelen ultra liberal değerlere de karşı çıktığı için AB üyeliği karşıtlarının bir dayanak noktası haline gelmişti. Ayrıca kilise Moskova ve Fener Patrikhanesi arasında Ukrayna nedeniyle patlak veren krizde Moskova Patrikhanesi'inin tarafını tutmuştu.