ABD'nin Türkiye'ye ruhban okulu baskısı

ABD'nin Türkiye'ye, Fener Patrikhanesi'ni ekümenik (bütün Ortodoksların mutlak lideri) olarak tanıması ve Fener'e bağlı Heybeliada Ruhban Okulu'nun, doğrudan patrikhaneye bağlı olacak şekilde yeniden açılması konusunda baskıda bulunduğunu hep yazıyorum. Bu baskılar geçen yılın sonlarından itibaren daha da yoğunlaştı.

Geçenlerde, Fener Patriği Bartholomeos, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'la görüştü. Görüşmenin başlıca gündem maddesi, ruhban okuluydu. Kathimerini gazetesi başta olmak üzere Yunan basını, Fener Patriği'nin geçen yıl Washington'da Trump'la görüştükten ve Trump bu konuyu Erdoğan'a ilettikten sonra Erdoğan'la görüşmeyi beklediğini, fakat böyle bir görüşme için aylarca beklemek zorunda kaldığını ancak Trump'ın Ankara'daki NATO zirvesine gelmesine üç hafta kala Erdoğan'ın kendisini kabul ettiğini yazıyor. Yine Yunan basınında Türkiye'nin bu konuyu ABD (Trump) yönetimiyle ilşikilerinde bir müzakere malzemesi olarak kullanma niyetinde olduğu öne sürülmekte. Okulun açılması konusunda Fener Patrikhanesi bu konuda bu yılın eylül ayında ısrar etmesine karşın somut bir takvimin açıklanmadığı, buna karşılık son görüşmeyle birlikte okulun açılması konusunda yeni bir aşamaya geçildiği ifade ediliyor.

KONU AZINLIK HAKLARI DEĞİL

Görüşmelerin ne sonuç vereceğini şimdiden kestirmek zor olsa da bu konuyu azınlık haklarıyla ilişkili gösterenlere karşı, ben burada bir kez daha yazayım: Fener Patrikhanesi'nin ekümenik olarak tanınması ve patriğin Türk vatandaşı olma koşulunun kaldırılması yönündeki talepler dini değil, tamamen siyasi konular. ABD, Fener Patrikhanesi aracılığıyla Doğu Avrupa'daki Ortodoks toplumları kendi etkisi altına almak istiyor. İkincisi, dünyadaki diğer Ortodokslar, Fener'i "eşitler arasında birinci" olarak tanısa da Fener'in kendi işlerine karışmasını asla istemiyorlar. Dolayısıyla ABD yönetimi Fener'e Ortodoks dünyasında sahip olmadığı yetkileri vermeye çalışıyor. Üçüncüsü, bu konu, Türk-Yunan ilişkilerinin bir parçası değildir ve İstanbul Rumlarının haklarıyla ilgili değildir. Evet, Türkiye'deki gayrımüslimlerin çeşitli dönemlerde çeşitli sorunları olmuştur ama Fener Patriği'ne ABD vatandaşı olma hakkının tanınması ve Fener'in böylelikle tamamen yabancı ülke vatandaşlarının denetiminde bir kurum haline gelmesi konusunun, Türkiye'deki Türk vatandaşı Rum Ortodoksların haklarıyla ne ilgisi vardır Ayrıca, Fener Patrikhanesi'yle ilgili konular, Batı Trakya Türk-Müslüman toplumunun haklarıyla karşılıklılık ilkesi çerçevesinde ele alınamaz. ünkü, İskeçe müftüsünün, bütün Müslümanların lideri olma gibi bir iddiası yok. İskeçe Müftülüğü, sadece ve sadece Batı Trakya Müslümanlarına hitap eden bir kurum. Dolayısıyla, Batı Trakya'daki müftülerin hakları savunulurken patrikhane konusu, bu tartışmanın konusu olamaz. Bunu tekrar ve tekrar vurgulamayı, görev bilirim.