Geçtiğimiz günlerde, 10 Haziran'da, Rusya-Ukrayna savaşı, uzunluk bakımından 1. Dünya Savaşı'nı aştı. 2. Dünya Savaşı'nı aşıp aşmayacağı henüz belli değil.
Gerçi kimileri bu savaşın başlangıcını 2014'e, Rusya'nın Kırım'ı işgal ettiği tarihe götürüyor. Evet, Rusya o dönemde Ukrayna'ya ait Kırım Yarımadası'nı ele geçirip resmen kendi topraklarına kattığını ilan etmişti ve izleyen aylarda Ukrayna'nın Donbas bölgesinde Rus yanlısı ayrılıkçı gruplar, Rusya'dan aldıkları destekle Ukrayna güvenlik güçleriyle çatışmaya girmişti ama o dönemde yaşananların bir savaş hali olduğunu söylemek zordu. Zira her ne kadar dönemin Ukrayna yönetimi ve Ukrayna'daki milliyetçi çevreler, Rusya-Ukrayna savaşından da bahsetseler, 2014'ten 2022 şubatına kadarki dönemde, iki ülkenin birbiri nezdindeki konsolosluk ve büyükelçilikleri faaliyetlerine devam etmiş; iki ülke arasında ticari faaliyetler ve ulaşım, azalmakla beraber, nispeten normal seyrinde sürdürülmüştü. O nedenle 2014-22 dönemine melez savaş veya dolaylı savaş dönemi, 2022 başından bu zamana kadarki döneme ise doğrudan savaş dönemi demek daha doğru olur. Bu savaş zamanla kanıksandı, dünya gündeminde alt sıralara düştü. Şubat sonunda ABD'nin İran'a saldırması sonrasındaysa iyice geri planda kaldı. Fakat şimdi Körfez'de uzlaşmanın sağlanmasıyla Rusya-Ukrayna savaşı yeniden ön plana çıkmaya başladı.
TRUMP'IN İMKÂNLARI SINIRLITrump'ın geçen pazar (14 Haziran) günkü doğum günü nedeniyle hem Putin hem de Zelenski onu aradı. Trump'ın konuşmasından, onun yeniden savaşı bitirme çabasına yöneleceği anlaşılıyor. Gerçi Trump'ın imkânları sınırlı. Zira İran'da adeta batağa saplanması, onun Batı dünyasındaki ve ABD iç politikasındaki prestijini daha da sarstı. Bu da Trump'ın Rusya veya Ukrayna'ya (ve Ukrayna'yı destekleyen İngiltere ve Kıta Avrupası ülkelerine) baskı yapma imkânını epey zayıflattı. Bunun dışında, sonbaharda ABD'de ara seçimlerin yapılacak olması nedeniyle ilerleyen aylarda Trump'ın dikkati ister istemez ülkenin iç siyasetine kayacak. Seçimlerden Demokratların galip gelme ihtimaliyse Rusya'nın hiç istemeyeceği bir durum. Zira Trump'ın ülke içinde nüfuzunun azalması onu dış politikada ister istemez Rusya karşıtı çevreler karşısında zayıf bırakacak ve Trump, Rusya'ya yönelik politikasını değiştirmek zorunda kalacaktır. Bu da Putin'in, kendi karşısında, tıpkı 2022- 2023 yıllarında olduğu gibi birleşik bir Batı cephesi bulması anlamına gelecek.

15