NATO makyajı

Türkiye, Trump'ın "büyük bir hediye çantasıyla" geleceğini söylediğiNATO Zirvesi'ne hazırlanıyor.

Ama ne hazırlık...

Hatırlar mısınız

Cumhurbaşkanı gelecek diye çimlerin yeşile boyandığını görmüştü bu gözler.

Ya da daha bu yılın başında...

6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, Cumhurbaşkanı Erdoğan deprem bölgesine gidecek diye bitmemiş binalara, bitmiş halinin fotoğraflarının asıldığını gördük.

Tamir edilmesi gereken köprülerin giydirildiğine tanıklık ettik.

Üç yılda yapılmayan, üç haftada yapıldı.

Apar topar asfalt döküldü.

Ağaçlandırmalar, boyamalar, kapatmalar, giydirmeler...

Her şey, gören göz güzel görsün diyeydi.

Sonra Erdoğan gitti.

Arkasından yollar çöktü.

Elektrik gitti.

Caddeleri su bastı.

Ama sorun yoktu.

Ne de olsa "görünmemişti".

★★★

"-Miş gibi"lerin ülkesiyiz işte.

Şimdi aynısı NATO Zirvesi öncesi Ankara'da yaşanıyor.

Aslında şöyle özetleyebiliriz olanları:

Başkent hazırlanmıyor, adeta saklanıyor.

Yollar asfaltlanıyor.

Peyzaj çalışmaları yapılıyor.

Liderlerin geçeceği güzergahtaki eski evlerin dış cepheleri ücretsiz boyanıyor.

Peki toparlanamayacak gibiyse

Ona da çare var.

Bu kez reklam panoları devreye giriyor.

Eski binaların önüne yeni, tertemiz bina görselleri yerleştiriliyor.

Araçtan inip de yakından bakılacak hali yok ya...

Dışarıdan bakınca Ankara güzel görünsün yeter.

Ama mesele şu...

O eski evler hala orada.

O yoksulluk hala orada.

O çarpık kentleşme hala orada.

O ihmal hala orada.

Üstünü reklam panosuyla kapatınca, Türkiye'nin gerçeği ortadan kalkmıyor.

Sadece "bakana" görünmüyor.

★★★

Daha trajikomik önlemler de var.

En dikkat çekeni Şehir Hastaneleri'nde.

Sağlıkçılar yıllardır "5 dakikada muayene olmaz" diye çığlık atıyor.

Duyulmuyor.

Hastalar yıllardır 5 hatta yeri geliyor 3 dakikaya sıkıştırılıyor.

Ama NATO Zirvesi gelince ne oluyor

Doktorların randevu sayısı azaltılıyor.

Her hastaya ayrılan süre 20 dakikaya çıkartılıyor.

Maksat yoğunluğu azaltmak.

Demek ki oluyormuş.

Demek ki bu ülkede halk için yapılmayan düzenleme, zirve için yapılabiliyormuş.

Ankara Tabip Odası da bu yüzden "NATO için değil, halk için sağlık" diyor.

Haklılar.

Bir de hastanelere gittiği söylenen yazılar var.

Zirveye gelenlerden biri hastaneye başvurursa VIP hizmet verilecek.

Vatandaşla karıştırılmayacak.

Yöneticiler 24 saat esasına göre çalışacak.

İdarecilere ulaşılamazsa diye yedek telefonlar belirlenecek.

Stoklar tamamlanacak.

Kan rezervleri hazır edilecek.

Tam bir teyakkuz hali anlayacağınız.

Yurttaşa 5 dakika.

NATO'ya 20 dakika.

Vatandaşa sıra.

Misafire VIP.

★★★

Bu ülkedeyazılmamış kitap suç unsuru olmuştu ya...

Şimdi de "yapılmamış eylem" suçlama sebebi.

Sanki devlet yurttaşına "Ben senin NATO'yu protesto etme ihtimalinden korkuyorum" der gibi...

Akademisyenler, avukatlar, gazeteciler...

100'den fazla tutuklama var.

Gerekçe yine bildik: Terör örgütü üyeliği.

60'larında, 70'lerinde TEMA gönüllüleri de tutuklananlar arasında.

Kuş gözleminden dönerken eylem yapan madencilerle karşılaştıkları, bu temasın da dosyada yer aldığı söyleniyor.

Bahsi geçen örgütlerin ismini ilk kez duyduklarını anlatıyorlar.

Ama belli ki önemli olan başka...

Aman ses çıkmasın.

Aman slogan duyulmasın.

Aman Ankara'da liderler varken biri çıkıp da "NATO'ya hayır" demesin.

O yüzden sadece zirve günü değil, günler öncesinden başlayan bir eylem yasağı ilan edildi.