Figüranlar ve dokunulmazlar

Bu ara nereye baksak, karşımıza başka bir Türkiye fotoğrafı çıkıyor.

Tarihin en uzun ekonomik krizi içinde boğulan milyonların çırpınışı...

Çaresizliğin sıradanlaştığı, cezasızlığın cesaret verdiği, kurumların ise işlevini yitirdiği bir Türkiye tablosu bu.

Gündemi takip edenler yaşananlara zaten hakim.

Bu nedenle sizi ayrıntıya boğmayacağım.

Gelin, görünenin arkasındaki gerçeklere bakalım.

***

Türkiye, CHP'nin üye katılım toplantısındaki figüran krizini konuşuyor.

Anlaşılan o ki, meşruiyeti nitelikte değil nicelikte arayanlar, 500 kişilik salon bile dolmayınca, çareyi profesyonellere başvurmakta bulmuş.

Yine anlaşılan o ki, ortada bir fatura da olmayınca, yaşananlara kolayca bir "gönüllülük" kılıfı bulunmuş.

Buraya kadarını herkes biliyor.

Ama asıl bakılması gereken, yaşananların ardındaki Türkiye gerçeği.

O figüranlar, kendi anlattıklarına göre, elden alacakları 950 lira için o gün o toplantıya gelmişti.

Çocuklar, haneye para girsin diye babalarına haber vermişti.

Arkadaşlar, arkadaşlarını çağırmıştı.

***

950 lira...

Bir kilo beyaz peynirle 600 gram zeytin...

Bir kilodan biraz fazla kıyma...

40 tabletlik bir bulaşık makinesi deterjanı ile yanına 1.5 kilo çamaşır deterjanı...

Hepsi birlikte değil, aman ha.

Tek tek...

İnsanlar, evin küçük bir ihtiyacını karşılayabilmek için oradaydı.

Konuşmalar sırasında tuvalete gitmelerine bile izin verilmediğini anlatıyorlardı.

Kendilerini böyle bir muameleye 950 lira için maruz bırakmışlardı.

İşte "ekmek parası" dediğimiz şey tam da bu.

***

Peki kim bu insanlar

Aralarında emekliler var.

Adı üzerinde: Bu ülke için yıllarca emek vermiş insanlar.

Ya da atanamamış öğretmenler.

Yıllarca okumuşlar, çalışmışlar...

Mülakat mağduru olmuşlar...

Geleceği eğitecekleri yerde kendi geleceklerinin peşine düşmüşler.

Göçmenler var.

Özbekistan'dan, Mısır'dan, İran'dan gelmişler.

Ülkenin demografik yapısının nasıl ve ne hızla değiştiğini ortaya koyuyorlar...

***

Bir siyasi organizasyondaki figüran tartışması diye bakıp geçebilirsiniz.

Ama sahnenin arkasında; geçinemeyen emekli, işsiz öğretmen, günübirlik iş arayan genç ve hayatını başka bir ülkede kurmaya çalışan göçmen var.

Yani karşımızda yalnızca bir siyasi parti krizi değil, çıplak bir Türkiye fotoğrafı duruyor.

***

Bir başka olay.

6 sene sonra yeniden açılan Gülistan Doku dosyası.

Adalet Bakanı'nın ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı'nın değişmesinin ardından, hepimiz "istenince nelerin yapılabildiğini" gördük.

6 yılda katedilemeyen mesafe, 6 haftada katedildi.

Dosyanın ardı, çorap söküğü gibi gelmeye başladı.