Dün, İstanbul Aile Vakfı (İSAVAK) ve Milli Savunma Üniversitesinin (MSÜ) düzenlediği "Vatan Müdafaasında Aile ve Nüfus" sempozyumuna katıldım. Aile ve nüfus meselesini, güvenlik odağı başta olmak üzere bağlantılı konular üzerinden ele alan bir programdı. Bu yazımda, izlenimlerimi ve konuşmalardan edindiğim notları aktarmak istiyorum.
"TÜRKİYE ÖLÜYOR"
MSÜ Rektörü kıymetli hocamız Prof. Dr. Erhan Afyoncu, meselenin tarihsel perspektifine ışık tuttu. Tıpkı devlet olurken Osmanlı'nın gücü aile ve nüfus olduğu gibi, Osmanlı'nın yıkılma nedenlerinden birini de nüfusun azalmasına ve bu sebeple ordunun güçsüzleşmesine bağladı. "Pek tabii tek neden bu değil ama en büyük nedenlerden biri nüfus sorunuydu" dedi. "Yaşlanıyoruz ülke olarak ve bir süre sonra öleceğiz" sözü çok sarsıcıydı!
SOMUT ÖNERİLER
Meselenin Türkiye'de özellikle bürokrasi tarafından yeterince anlaşılamadığına yaptığı vurgu önemliydi. Bu noktadaki cesareti, meseleyi gerçekten dert edinmiş olmasıyla ilgiliydi... Sadece eleştiri yapmakla kalmadı, şu önerileri de sundu:
- Aile politikaları şehir hayatına göre yeniden tasarlanmalı.
- Çocuk sahibi olmayı teşvik eden ekonomik destekler artırılmalı.
- Üç çocuk sahibi annelere doğrudan maaş bağlanmalı, emeklilik hakkı tanınmalı.
- Çok çocuklu ailelerden araç alımında ÖTV ve KDV alınmamalı.
- Asimilasyon riski yaşayan Türk toplulukları, Türkiye'ye planlı biçimde getirilmeli.
NÜFUS YOKSA, "SAHA" EKSİK
Açış konuşmasını yapan İSAVAK Başkanı Üner Karabıyık, tam anlamıyla bir çerçeve sunumu yaptı desem yeridir. Konuşmada dikkat çekilen en önemli hususlardan biri, vatan müdafaasının yalnızca sınır güvenliği, askerî kapasite veya savunma sanayii üzerinden okunamayacağıydı. Asıl savunmanın aile ocağında başladığı; vatan sevgisinin, devlet şuurunun, fedakârlığın ve aidiyet duygusunun önce aile içerisinde inşa edildiğini vurguladı. Milletimizin zor zamanlarda ayağa kalkmasını sağlayan ruhun yine aile içinde mayalandığını anlattı.
"Bugün SAHA EXPO'da Savunma Sanayii 1.0'ımızın çelikte, teknolojide ve mühendislikte vücut bulmuş kudretini görüyoruz. Burada ise Savunma Sanayii 2.0'ımızın ruhunu, mayasını ve gelecek ufkunu konuşuyoruz" şeklindeki cümlesi, "Neden bu sempozyumu yapıyoruz" ve "Bu topraklarda nasıl kalmaya devam edeceğiz" sorularının cevabı gibiydi adeta...
Başkan Karabıyık, Vakfın sosyal medya şirketlerine ve oyun firmalarına yönelik hukuki süreç başlattığını, ayrıca "Temiz Ekran Hareketi" ile aile dostu bir medya iklimi oluşturmayı hedeflediğini de açıkladı.
SORUN GÖRÜNDÜĞÜNDEN BÜYÜK!
Birbirinden kıymetli sunumlar yapıldı. Akademiden bu meseleyi dert edinmiş değerli isimleri bir arada görmek sevindiriciydi. Dinlediklerimden kısaca birkaç not paylaşayım:
-Prof. Dr. Cemalettin Şahin, ilk nüfus sayımı öncesinde Yunan basınında çıkan "Anadolu'da 5 milyon kaldılar, korkmamıza gerek yok" haberini okuyan dönemin devlet yetkililerinin, sayım sonucunun 13 milyon çıkması üzerine ne kadar sevindiklerini anlattı. Hatta Atatürk'ün o dönem "Ülkemizin nüfusu 100 milyon olmalı" dediğini belirtti. Türkiye'deki nüfus planlama faaliyetlerinin arka planındaki "kirli el ve niyetleri" ise çeşitli verilerle ortaya koydu.

3