Geçtiğimiz hafta Denetimli Serbestlik kurumunun 20. yılı sebebiyle düzenlenen sempozyum için Samsun'daydık. Sempozyum içinde "Denetimli Serbestliğin Medya Algısı" konulu bir panel yapıldı. Ben de konuşmacılar arasındaydım. Bu vesile ile bugün Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nün (CTE) son dönemdeki çalışmaları ve özellikle denetimli serbestlikle ilgili gelişmeleri, yanlış bilinenleri ele almak ve orada konuşulanlardan notlar aktarmak istiyorum.
DENETİMLİ SERBESTLİK NEDİR
Denetimli serbestlik farklı algılanıyor olabilir ama gerekli bir mekanizma. Cezasını belirli bir süre çeken kimsenin topluma alışması için infazının bir kısmına dışardayken devam edilmesi demek.
Bir fıkra anlatılır bu konuda: Gardiyan mahkûma "denetimli serbestliğe çıkıyorsun" demiş. Mahkûm "artık özgür müyüm" diye sorunca gardiyan cevap vermiş: "hayır, özgürlüğünü de denetleyeceğiz"!
SUÇLU AMA İNSAN!
Şu paradigmayı unutmamak gerekiyor. Suçlu da olsa muhatabımız bir insan. Onun cezasını çekmesi kadar cezası bitince topluma "kazandırılması" da bir gereklilik. Aksi halde bir kez suç işleyenin, hata yapanın ömür boyu "dışlandığı" ve sonrasında "bir suç makinesine" dönüştüğünü göreceğiz. Açılış konuşmalarında Bakan Yardımcısı Sayın Ramazan Can ve CTE Genel Müdürü Sayın Enis Yavuz Yıldırım'ın bu manada çizdiği çerçeve ve insan odaklı yaklaşım kayda değerdi.
ÖNEMLİ TESPİTLER YAPILDI...
Birbirinden önemli konuşmacılar ile denetimli serbestliğin medya algısını konuştuk. Çok güzel tespitler vardı:
▪ MİA Haber GYY'si Cengiz Aksan'ın meselenin yerelden çözülmesi gerektiği yönündeki vurgusu dikkatimi çekti. Zira, denetimli serbestlik yükümlüleri ile yapılan çalışmalar veya cezaevinde aldıkları eğitim sonrası çalışma imkânı elde etmeleri güzel örnekler ama bunun yerel medyaya aktarılması ve anlatılması gerekiyor. Yoksa geriye "flaş" mahiyeti olan ve yanlış algıyı oluşturan haberler kalıyor...
▪ A Haber'den Mahmut Erdoğan'ın suç ve adli konulardaki haber yazımına dönük bir rehber ve eğitim programına yaptığı vurgu önemliydi. Marifeti "irtibata" tabi kılan ifadesi gerçek ve tebessüm ettiren bir tespitti.
▪ TRT'den Gurbet Ece Zorba ise konuya hukuki kavramların toplumsallaşması yönünde adımların atılmasına vurgu yaptı. Hukuk dilinin bilinmemesinin oluşturduğu sorunu aşmak için adımlara ihtiyaç olduğunu belirtti ki bu durumun cezasızlık algısı ile bir bağlantısı var.
▪ AA'dan Halil Demir uzmanı olduğu konuyu anlattı ve özellikle denetimli serbestliğin pozitif yönünün ön plana çıkarılmasının medyanın bir ödevi olduğunu belirtti ki istatistikler ve muhatap olduğumuz durum bunun ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
BAŞARI DİKKAT ÇEKMİYOR!
Medyanın dikkatini çeken haber tipi "denetimli serbestliği ihlal eden" kimselerin işlediği eylemler. Medya bu haberlere yoğunlaşıyor. Bu da ister istemez bir algı inşa ediyor. Ancak bu gerçek değil. Yüzde 96 başarı sağlamış bir sistemin yüzde 4'lük ihlal eden kısmı medyada dönüyor. Oysa ne güzel örnekler var... Başarının dikkatten kaçması üzücü...
İSTİATİSTİKLER ORTADA
Denetimli serbestlik her geçen gün büyüyor. Ülkede 150 civarında denetimli serbestlik müdürlüğü var. Personel sayısı 6 bin 500. Bugün itibarıyla takip edilen 464 bin yükümlü var...
20 yıllık dönemdeki veriler ise kabaca şöyle:
▪ 8 milyon 671 bin karar infaz edilmiş.
▪ 3 milyon 731 bin iyileştirme faaliyeti gerçekleştirilmiş.
▪ 1 milyon 488 bin yükümlü kamuya yararlı bir işte ücretsiz çalıştırılmış.

5