Çarşamba günkü yazımda erken seçim konusunun hukuki ayrıntılarına değinmeye çalışmıştım. Ancak o gün de belirttiğim gibi konunun bir diğer odağı da "sistemde değişiklik olur mu" sorusundan kaynaklanıyor.
Seçim konusunun konuşulmasının bir sebebi de Sayın Bahçeli'nin söyledikleri.
Ama sadece bu söz değil bu konuyu konuşmamızı sağlayan.
Değişim vurgusu, "Terörsüz Türkiye" raporunun "Hak ve Özgürlüklerin Genişletilmesi ile İlgili Düzenlemeler" bölümünde, 44. sayfada şu ifadelerle yerini alıyordu:
"...yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir."
Rapor, değişikliğin yönünü şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet kavramları üzerinden ele alıyor. Aynı metin, siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunmasını da istiyor. Dolayısıyla rapordaki mutabakat, herhangi bir seçim modeline verilmiş peşin onay sayılmamalı ama bir değişimin olması gerektiği yönündeki mutabakat olarak okunmalı.
Bu bağlamda akla ilk gelen soru şu:
Hangi düzenleme, hangi partiye kaç milletvekili kazandırır
Oysa hukuki değerlendirme, kabul usulü ve oy çoğunluğuyla bitmez. Düzenlemenin içeriği de Anayasa'ya uygun olmalıdır. Eşitlik, siyasi haklar ve ölçülülük, çoğunluk hesabının dışında bırakılamaz.
Bu noktada da soru değişir:
Türkiye'yi daha istikrarlı yönetecek, vatandaşın oyunu daha adil temsil edecek düzen nasıl kurulabilir
Doğru başlangıç noktası, Anayasa'nın 67. maddesindeki ölçüdür: Temsilde adalet ile yönetimde istikrarı bağdaştırmak.
Güvenlik kaygıları da bu dengenin gözden çıkarılmasının gerekçesi olmamalıdır.
CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİ ANAYASAL DURUMDUR
Önce birbirine karıştırılan iki konuyu ayıralım.
Cumhurbaşkanının hangi çoğunlukla seçileceği başka, milletvekillerinin hangi yöntemle belirleneceği başka bir meseledir.
"50+1" kuralında ölçü, nüfusun veya kayıtlı seçmenlerin yarısı değil, kullanılan geçerli oyların yarısından fazlasıdır. İlk turda bu çoğunluk sağlanamazsa en çok oy alan iki aday ikinci turda yarışır. Anayasa'nın 101. maddesindeki bu esasın değiştirilmesi, anayasa değişikliği gerektirir.
Seçim sistemi tartışması ile sistem tartışmasını birbirine karıştırmadan anlamak gerekiyor! Biri yasa gündemi, diğeri ise anayasal zemindeki bir durumdur.
BARAJI DÜŞÜRMEK v. TEMSİLİ GÜÇLENDİRMEK
Milletvekili seçiminde ülke barajı, 2022'de yüzde 10'dan yüzde 7'ye indirildi. Aynı düzenleme, seçim çevrelerindeki sandalye dağılımında ittifakın toplam oyu yerine partilerin kendi oylarını esas aldı. Buna karşılık ittifakın toplam oyu, ülke barajının aşılması bakımından önemini korudu.
Ancak tartışma bununla sınırlı değil. Adaylık için belirli süre parti üyeliği şartı, seçim sonrası milletvekili geçişlerini sınırlayacak kurallar da gündemde.
"Ortak liste" konusu da masaya yatırılacak anlaşılan.
Farklı siyasi çevrelerden adayların tek partinin listesinde buluşması ile partilerin hukuken müşterek liste sunması aynı şey değil. Mevcut kanun, ilkine belirli koşullarla izin verirken ikincisini yasaklıyor.
Milletvekili transferinde de anayasal sınır var.
Anayasa'nın 80. maddesine göre milletvekili bütün milleti temsil eder.
Parti değiştirmek, 84. maddede tek başına milletvekilliğinin düşme sebebi sayılmıyor.

6