Sanrısal sorun...
İnternetin zararlarını çarpıcı araştırmalarla anlatan yazı, soruyor: Veri sahibi şirketlerle baş etmek için bireyi ispat yüküne yüklemek ne kadar adil?
Yazı, yapay zekanın yanılsamaları pekiştirebileceği, fiber optik kabloların gizli dinleme aracı olabileceği ve internet şirketlerinin yasal sorumluluktan kaçması sorunlarını ele alıyor. Temel iddia, kontrol altında olmayan internet teknolojilerinin insan ve toplum güvenliğini tehdit ettiği; son bölümde ise hukuki sorumluluğun bireyden ziyade şirketlere yönlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Peki, bireysel zararı kanıtlamak kadar zor olan bu sorunların çözümü, sadece hukuk değişiklikleriyle mümkün mü?
İnternetin zararları konusu hepimizi ilgilendiriyor.
İnternetin içerdiği tehditler ve zararlar her geçen gün yeni araştırmalar ve çarpıcı sonuçlarla gündeme geliyor. Bunların içinde hukuki durumlar da var.
Bugün son günlerde dünya gündemine oturan birkaç başlıkta durumu analiz etmek, gelişmeleri sizinle paylaşmak istiyorum.
"YANILSAMA SARMALI"
Zekamızı geliştiriyor, işleri kolaylaştırıyor sanıyoruz ama bize verdiği zarar daha büyük olabilir yapay zekanın.
Sorduklarımıza "cevap vermek zorunda" olmak gibi bir yükümlülükle hareket ettiğini anlamak için uzunca bir deneyime ihtiyaç duymuyoruz aslında.
Massachusetts Institute of Technology'nin (MIT) yaptığı bir araştırma bu konudaki düşüncelerimizi sarsacak nitelikte.
"İnsan-Yapay Zekâ Etkileşimlerinde Psikolojik Risklerin Simülasyonu (1)" başlıklı yazıda şunlara yer veriliyor: ►Yapay zekâ, yanlış inançları düzeltmek yerine bazen onları pekiştirebilir. ►Uzun süreli chatbot etkileşimi (yani yapay zeka ile konuşmak) gerçeği aramak yerine kullanıcıyı kendi hatalı düşüncesine daha sıkı bağlayan bir "yanılsama sarmalı" oluşturabiliyor. ►Simülasyonlar gösteriyor ki, mevcut güvenlik sistemleri kriz anlarında bile psikolojik zararı önlemekte yetersiz kalabiliyor. ►Yapay zekâ ile yapılan tekrar eden doğrulamalar, hatalı bir fikri "kanıtlanmış gerçek" gibi hissettirebilir. ►Güçlü yapay zekâlar faydalı olabilir, ancak kontrolsüz kullanım zihinsel sağlığı tehdit edebilir.
DİNLENME İHTİMALİ
Hong Kong Teknolojik ve Yükseköğretim Enstitüsünce yapılan bir araştırmaya ilişkin makale (2), fiber optik kabloların "iletişimi denetleme" aracına dönüşmesine değiniyor. Şubat ayında yayınlanan yazı, fiber optik kabloların yalnızca veri iletimi için değil, aynı zamanda gizli bir dinleme aracı olarak da kullanılabileceğini matematiksel olarak ortaya koyuyor.
Geleneksel olarak güvenli kabul edilen fiber optik altyapının, aslında akustik titreşimlere duyarlı olması nedeniyle bir yan kanal oluşturduğu bu yazıda açıklanıyor.
Yazıda ön plana çıkan tespitler şöyle:
►Fiber optik kablolar sessiz dinleme cihazına dönüşebilir. Yani kablo, fark edilmeden "kulak" işlevi görebilir.
►Hatta müdahale edenin aynı mekânda olması gerekmiyor. Bu, klasik casusluk/istihbarat paradigmasını değiştiriyor. Yani orada bulunmak, fiziksel yerleşim şart değil.
►Konuşmalar elde edilebiliyor. Deneylerde, 2 metre mesafeye kadar konuşmaların %80'den fazla bilgi korunarak yeniden oluşturulabildiği gösteriliyor.
►Fiber altyapısı, klasik dinleme cihazlarından daha gizli. Bu yüzden mikrofonlara göre çok daha iz bırakmayan ve denetlenmesi zor bir gözetim yöntemi.
►Kullanılmayan ama binaya döşenmiş fiber hatlar potansiyel dinleme kanallarına dönüşüyor. Yani insanlar farkında bile olmadan evlerinde bir "pasif dinleme hattı" döşemiş olabilir.
HUKUKİ TARTIŞMA
İnternetin güvenli olup olmadığı sorunu yargıya da taşındı. İnternetin "ana vatanı" ABD'de bu konuda verilen yeni kararlar "açık internet" fikrinin sorgulanması gerektiğini gösteriyor. Özellikle Los Angeles ve New Mexico'daki davalardan çıkan sonuç, mahkemelerin meseleyi "tüketim hukukuna" yakın bir biçimde ele almasına yöneldiğini gösteriyor.
Özellikle New Mexico Başsavcısı Raul Torrez'in "Jürinin kararı, Meta'nın kârı çocukların güvenliğinin önüne koyma tercihinin bedelini ödeyen her çocuk ve aile için tarihi bir zaferdir, Meta yöneticileri ürünlerinin çocuklara zarar verdiğini biliyorlardı, kendi çalışanlarının uyarılarını dikkate almadılar ve kamuoyuna yalan söylediler. Bugün jüri, aileler, eğitimciler ve çocuk güvenliği uzmanlarıyla birlikte 'yeter artık' dedi" şeklinde yaptığı açıklama önemli...

4