Sadece reklam mı

Bugün iki konuya değineceğim.

Bunlardan ilki -malum- firmanın "anneler günü" için yaptığı reklam.

Bu reklam gelen tepkiler üzerine yayından kaldırıldı. Tepkilerin bu denli yüksek olması, beni mutlu etti. Demek ki duyarlı bir kitle var ve "farkındalık" çalışmaları amacına yürüyor.

Reklam, çocuksuz anne olunabileceğini vurguluyor... Reklamda babayı görmüyoruz mesela. O da görünse nasıl "bir şey" olurdu diye düşünmeden edemiyor insan.

Reklamın hedef kitlesinin şimdiki anneler olmadığı kesin! Bu reklam "geleceğin anneleri" için yapılmış çok net!

Firma, hayvan sevgisi veya hayvan tüylerinin temizlenmesi için reklam yapmış olsa, temel örgü ve vurgu bu bağlamda yürüse kimse itiraz etmezdi doğal olarak.

Eleştirimizin özü şöyle: Ailenin doğal odağını değiştirme isteği.

Bunun, en basit delili ve firmanın en büyük çelişkisi şu:

Firmanın kendi ülkesindeki reklamında anne-baba-çocuk örgüsünü kurması, bize gelince anne-köpek senaryosunu "reklam olarak" geçirebilmesi!

O zaman hukukçu olarak şunları sormak istiyorum:

Biz nasıl inceliyoruz reklamları, hangi mevzuata göre

Düzenlemelere göre müdahale sınırı nerede başlıyor nerede bitiyor

REKLAM KURULUNA BAKALIM!

Reklam, hukuki açıdan ticari bir olgudur (6502 s. Kanun m.61).

Reklamın genel ahlaka ve kamu düzenine uygun olması mevzuatın bir gereği.

Fakat Reklam Kurulu, meseleye "haksız rekabet" ve "yanıltıcılık durumu" üzerinden bakıyor.

Reklam kurulunun yapısında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından temsilci yok.

Aile konusunu odağına alan STK'lardan temsilci de bulunmuyor.

Bu tasarım üzerinde biraz düşünmek gerekiyor.

Bir başka tarafta ise RTÜK var. RTÜK'ün yetkileri daha geniş ve meseleyi aile odağından ele alması mümkün. Yayını bu yönden denetliyor, denetlenen öğenin içinde reklamlar da olabiliyor. Zaten son olay da hukuki olarak bu zeminde çözüldü.

Reklamları "ön incelemeye" tabi tutan bir mekanizma yok.

Reklam, reklam olduktan sonra, denetim devreye giriyor.

Sanırım düğüm burada izah ettiklerimde.

İNTERNET HUKUKUNDA YENİ DURUM...

Gelelim diğer konumuza. Aslında yukarda bahsettiklerimizin bir yönüyle tamamlayıcısı olan 7578 sayılı Kanun Resmi Gazetede yayınlandı geçtiğimiz hafta.

Hepimizin "çocuklara dair sosyal medya düzenlemesi" olarak bildiği düzenleme sadece bundan ibaret değil.

Neler getirdiğini şöyle özetlemek mümkün:

İnternet mevzuatına ilk defa "oyun", "oyun dağıtıcı", "oyun geliştirici" ve "oyun platformu" kavramları eklenerek dijital oyun dünyası hukuki bir zemine oturtuldu. Bu basit ama önemli bir adım.

Oyun platformları, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları sunamayacak veya bu içerikleri en yüksek yaş kriterine göre sunabilecek.

Türkiye'den günlük erişimi 100 binden fazla olan yurt dışı kaynaklı oyun platformları, Türkiye'de bir temsilci belirlemek ve bu temsilcinin iletişim bilgilerini kolayca görülebilecek şekilde yayınlamak zorunda artık. Bu yükümlülüklere uymayan oyun platformlarına sırasıyla 10 milyon TL ve 30 milyon TL'ye kadar idari para cezaları ile