Reyting, algoritma ve argo

Dünya değişiyor.

Ama mesele sadece değişim değil.

Değişimin nasıl yönetildiği...

Çünkü bugün yaşadığımız kırılmaların önemli bir kısmı doğal değil.

Toplumun sinir uçlarına dokunan, aileyi, dili, kültürü ve çocukları hedef alan bilinçli bir dönüşüm süreci işletiliyor.

Bugün aynı anda bizi istila eden üç mesele ile karşı karşıyayız:

Ekrandaki kir...

Sosyal medyadaki kilit...

Dil üzerindeki bozgunculuk...

HERKES ŞİKÂYETÇİ

Türkiye'de artık çok farklı kesimlerden yükselen ortak bir itiraz var.

Seküleri de şikâyetçi...

Muhafazakârı da...

Liberali de...

Sosyal demokratı da...

İnsanlar ekranlardaki hoyratlıktan, kabalaşmadan, şiddetin sıradanlaşmasından rahatsız.

İşte tam da bu noktada Büyük Aile Platformu'nun yaptığı "Temiz Ekran Hareketi" çağrısı bu toplumsal itirazın sesi olmayı başardı!

ÇAĞRININ MERKEZİNDE NE VAR

Platform meseleyi yalnızca bir yayın tercihi olarak görmüyor.

Doğrudan toplumsal yapı meselesi olarak okuyor.

Onlara göre ekranlar artık sadece eğlendirmiyor; şekillendiriyor.

Aile ilişkilerini etkiliyor.

Çocukların değer dünyasını dönüştürüyor.

Mahremiyet algısını değiştiriyor.

Şiddet...

Suç...

Mafya kültürü...

Bağımlılık...

Teşhircilik...

Bunların sürekli tekrar edilmesi, zamanla normalleşme üretiyor.

Bu yüzden platform, aileyi zayıflatan ve çocukların psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen bu içerikleri bir "milli güvenlik meselesi" olarak tanımlıyor. Aslında söyledikleri şu:

"Kültürel işgal artık tankla değil, ekranla yapılıyor."

NE İSTİYORLAR

"Temiz Ekran" talepler hiç de radikal değil!

Aksine toplumun büyük kısmının kolayca destek vereceği başlıklar:

-RTÜK ve ilgili kurumların daha aktif denetim yapması...

-Şiddeti, mafyalaşmayı ve bağımlılığı özendiren yapımların sınırlandırılması...

-Mahremiyeti ihlal eden programlara müdahale edilmesi...

-Aile ve çocuk dostu yapımların teşvik edilmesi...

-Reyting uğruna her şeyin meşrulaştırılmaması...

Kim bunlara açıkça itiraz edebilir

SORUN SADECE TV DEĞİL

Bugün ekran cebimizde.

Telefon ekranı...

Tablet ekranı...

Bilgisayar ekranı...

Yani "temiz ekran" tartışması sadece televizyon tartışması değil.

İstanbul Aile Vakfı'nın sosyal medya şirketlerine açtığı dava da tam bu noktada önem kazanıyor.

Çünkü dava, sosyal medya platformlarını sadece teknik araç olarak görmüyor.

Davaya göre bu şirketler: Davranış üretiyor. Bağımlılık oluşturuyor. Algoritmalarla yönlendiriyor. Zararlı içeriği görünür hale getiriyor.

İşte bu sebeple özellikle çocukların dikkat süresi, aile ilişkileri, psikolojik sağlık ve mahremiyet algısı üzerindeki etkilerin yargı eliyle incelenmesi isteniyor.

DAVANIN GERÇEK ANLAMI

Bu dava basit bir içerik şikâyeti değil.

Bir anlamda sosyal medya şirketlerinin MR'ının çekilmesi...

Mahkeme ilk kez şu soruların peşine düşülmesi isteniyor:

Algoritmalar neyi neden öneriyor

Çocukları korumak için hangi mekanizmalar işletiliyor

Bağımlılık üreten tasarımlar bilinçli mi

Zararlı içerik nasıl tespit ediliyor

Şirketler toplumsal sonuçlardan ne ölçüde sorumlu

TOPLUM v. SOSYAL MEDYA