Parti kongrelerinin denetimine dair - 4

Son üç yazımda siyasi parti kongrelerini, YSK ile mahkemeler arasındaki görev sınırlarını, mutlak butlan tartışmalarını ve çağrı heyeti süreçlerini ele aldık. CHP kurultayı etrafında yaşanan tartışmalar da gösterdi ki mesele yalnızca bir partinin iç sorunu değildir.

Asıl sorun, siyasi partiler hukukunun artık birçok noktada günümüz ihtiyaçlarına cevap vermekte zorlanmasıdır. Bugün yaşanan birçok kriz kişilerden değil, sistemden kaynaklanmaktadır.

Bu nedenle artık sorunun ne olduğunu tartışmaktan çok, çözümün ne olması gerektiğini konuşmak zorundayız.

Bu bağlamda şu on husus bence önemlidir:

(1). Yeni Bir Çerçeve Kanun Gereklidir: 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu yıllar içinde ağırlaşmış, karmaşıklaşmış ve birçok noktada kendi sorunlarını üretmeye başlamıştır. Siyasi partileri devletin bir dairesi gibi gören anlayış terk edilmeli; daha sade, daha özgürlükçü ve parti içi demokrasiyi önceleyen yeni bir Çerçeve Siyasi Partiler Kanunu hazırlanmalıdır. Bu kapsamda TBMM iç işleyişi ve parti mevzuatının Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uyumlu hale getirilmesi de şarttır.

(2). Yargının Görev Alanı Netleştirilmelidir: YSK'nın görevi kongrelerin seçim kısmını denetlemektir. Genel mahkemeler ise kongrenin oluşumu, delegelik işlemleri ve seçim öncesi hukuka aykırılıkları incelemektedir. Ancak uygulamada bu ayrım net olsa da siyasi partilen topluma temas eden yönü gözetilerek, normatif netlik sağlanmalıdır. Hangi uyuşmazlığın seçim yargısına, hangisinin adli yargıya ait olduğu açık şekilde düzenlenmeli; görev tartışmalarının oluşturduğu suni meşruiyet krizlerine son verilmelidir.

(3). Tam Kanunsuzluk Durumu İstismara Açıktır: Bu kavramın ve bu kavrama özgü kanun yolunun oluşturulması şarttır. Tüm siyasi partiler ve seçimler bu torba ve yasal dayanağı olmayan kavramının gizli tehdidi altındadır.

(4). Kongreyi Geciktirmenin Bir Bedeli Olmalıdır: İl ve ilçe yönetimlerinin görevden alınmasından sonra kanunun öngördüğü sürelerde kongre yapılmaması ciddi bir sorundur. Süre dolduğunda sistem kendiliğinden işlemeli, yönetim yetkisi otomatik olarak çağrı heyetine geçmeli ve kongre süreci gecikmeksizin başlatılmalıdır. Üyeler kongre yapılabilmesi için aylarca dava takip etmek zorunda bırakılmamalıdır.

(5). Görevden Alma Yetkisi Sınırlandırılmalıdır: Parti merkezlerinin görevden alma yetkisi vardır. Ancak bu yetki sınırsız olmamalıdır. Aksi halde seçimle gelen irade zamanla atamayla şekillenen yapılara dönüşebilir. Görevden almalara belirli sınırlar getirilmeli; görevden alma sonrasında yapılması gereken olağanüstü kongre gerçekleştirilmeden yeni olağan kongre sürecine geçilememelidir.

(6). Yeni Tanımlara İhtiyaç Vardır: Kongrelerde ortaya çıkan irade fesadı iddiaları için daha hızlı işleyen disiplin mekanizmaları kurulmalıdır. İrade fesadı, hukuka aykırı kongre, kongreye erişimin kısıtlanması vb kavramların mevzuat dayanağına olan ihtiyaç açıktır.

(7). Önseçim Esas, Atama İstisna Olmalıdır: Parti içi demokrasi yalnızca kongrelerden ibaret değildir. Milletvekili ve belediye başkanı adaylarının belirlenmesinde üyelerin daha fazla söz sahibi olacağı önseçim mekanizmaları güçlendirilmelidir. Parti tabanı ne kadar güçlü temsil edilirse, ortaya çıkan siyasi irade de o kadar meşru olacaktır.