Meclis'in yeni yasama yılı açılışındaydım. Gerek Sayın Erdoğan'ın gerek Sayın Kurtulmuş'un verdiği mesajlar oldukça kritikti. Bugün, açılış töreninin atmosferini ve önümüzdeki dönemin öncelikli gündemini sizlerle paylaşmak istiyorum.
ERDOĞAN'DAN "BÜYÜK TÜRKİYE MUTABAKATI" ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açılış konuşması, siyaseti kutuplaşmadan çıkarıp ortak bir gelecek arayışına taşıma gayreti olarak okunmalı. Cumhurbaşkanı; ekonomideki gelişmeleri ve deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarını aktarırken, asıl ağırlığı toplumsal uzlaşmaya ve yeni anayasaya verdi. "Büyük Türkiye Mutabakatı" vurgusuyla; bölgesel tehditler karşısında iç dayanışmanın güçlendirilmesini, farklılıkların bir ayrışma gerekçesi değil, ortak yaşamın zenginliği sayılmasını istedi.
"Terörsüz Türkiye" sürecini de yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, demokratik siyasetin alanını genişletecek bir fırsat şeklinde sundu.
Yeni ve sivil anayasa hedefini ise bu uzlaşmanın kalıcılaşmasıyla ilişkilendirdi. Konuşmanın merkezinde, "siyasi rekabet sürmeli ancak ülkenin temel meselelerinde ortak bir irade kurulmalı" biçiminde özetleyebileceğimiz net bir mesaj vardı. Bundan sonra belirleyici olan, bu çağrının iktidar ve muhalefetin gündelik siyasi diline, somut adımlarına ve Meclis'in çalışma biçimine ne ölçüde yansıyacağı olacak.
UZLAŞININ ANAHTAR İSMİ: KURTULMUŞ
Uzlaşı, bugün karşı karşıya olduğumuz büyük meselelerin odağındaki tek kavram diyebiliriz. Nitekim daha önce "Terörsüz Türkiye" sürecindeki komisyon çalışmalarında bu uzlaşı başarıyla sergilenmişti. Bu çalışma ritminin ve düzeninin başında ise TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş var. Sayın Kurtulmuş, hem 25 Eylül'de hem de 1 Ekim'de yaptığı konuşmalarda, Sayın Erdoğan'ın yaklaşımına paralel olarak yeni süreçte "kalıcılık" ve "ortaklık" vurgusu yaptı.
Kurtulmuş'un açılış konuşması, Meclis'i toplumsal uzlaşmanın ve demokratik denetimin merkezine yerleştiren güçlü bir çağrıydı.
"Gereksiz tartışmalar üretmeyelim, yeni Anayasa'ya giden yolu hep birlikte kuralım" diyen Meclis Başkanı, hem Terörsüz Türkiye sürecindeki konumu hem de şu andaki başkanlık makamı sebebiyle kilit bir rol oynuyor. Kullandığı kuşatıcı dil, Meclis aritmetiği noktasında önemli bir sınav niteliği taşıyan Terörsüz Türkiye yasasında karşılığını bulmuştu. Bu başarının; anayasa kadar içtüzük, siyasi partiler ve seçim mevzuatındaki değişiklikler gibi diğer temel düzenlemeler için de önemli bir referans olduğu gözden kaçmamalı. Neticede, uzlaşı için sağlam bir zemin gerekiyor.
MAKAM VE SİYASET: MUHALEFET NEYİ TERK EDİYOR
Evet, siyasette uzlaşı için bir zemin gerekiyor fakat Sayın Erdoğan'ın genel kurula geldiği sırada muhalefetin takındığı tavır bu zemini zedeliyor. Her fırsatta dile getirdiğim gibi; muhalefet henüz üç temel gerçekliği anlamadı ya da anlamak istemiyor: Parlamenter sistem refleksiyle bakıyor, Terörsüz Türkiye süreciyle dönüşen siyaseti göremiyor ve yeni Anayasa ihtiyacını ihmal ediyor. Bir ülkede yeni anayasa ihtiyacını yürütme ve yasamanın başındakiler bu denli güçlü zorluyorsa, "Muhalefet ne yapıyor" diye sormak gerekir.

8