Libya, kültür, teknoloji...

Bugün Türkiye-Libya antlaşmasının hukuki kazanımlarını, KURAM'ın kültürel miras çalışmalarını ve HUTEM'in hukuk ile teknoloji alanındaki hedeflerini ele alacağım.

"NE ARIYORUZ LİBYA'DA" (!)

Türkiye ile Libya arasındaki antlaşma birçok yönden tahlil ediliyor.

Hepsi kıymetli... Malum, ben de hukukçuyum.

Antlaşmanın ne işimize yarayacağını size bu açıdan beş maddede özetleyeyim:

1. BM tescilinin ardından Libya Meclisinin oy birliğiyle karar vermesi, tescilin geçersiz olduğu ve Türkiye'nin Libya'nın bir kısmıyla antlaşma yaptığı yönündeki tezviratı çöpe attı.

2. Antlaşma, Türkiye'yi Antalya Körfezi'ne hapsetmeyi hedefleyen maksimalist Yunan-Rum harita iddialarını hukuken kadük bıraktı. Yunan adalarına ana kara muamelesi yapan yaklaşımı da anlamsız hâle getirdi.

3. Bölgedeki diğer kıyıdaş devletlerle (Mısır, İsrail, Lübnan) ileride yapılabilecek sınırlandırma müzakereleri için Türkiye lehine çok güçlü bir yasal zemin oluştu.

4. Belirlenen hat içindeki tüm petrol ve doğal gaz arama ve sondaj faaliyetlerinde tek yasal izin mercii Türkiye oldu. Bu durum, tüm hat geçişleri için ülkemizi merkez hâline getirdi.

5. Antlaşma, tarafların üçüncü devletlerle deniz sınırı müzakeresi yapmadan önce birbirlerine danışmalarını zorunlu kıldı. Yani Libya kiminle masaya oturmak isterse istesin, yanında Türkiye olmak zorunda!

KURAM: TARİHİN YAPI TAŞI

Geçenlerde yolum Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesine düştü. Bu vesileyle kıymetli hocam Genel Sekreter Dr. Bünyamin Gürpınar'ı ve Vakıf Kültür Varlıklarını Koruma Uygulama ve Araştırma Merkezi (KURAM) Müdürü Dr. İrem Ceran'ı ziyaret ettim. Üniversitenin ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün iş birliğiyle vücut bulan bu kurumu gezme imkânı da buldum.

Bilmeyenler için ifade edeyim: KURAM, tarih bilincinin nesillere aktarılmasına muazzam katkılar sunan, vakıf kültür varlıklarını bilimsel yöntemlerle koruyup onaran müstesna bir araştırma merkezi...

Bu seçkin merkezin çalışmalarına yakından baktığımda taşın gözeneklerinde ve ahşabın damarlarında birikmiş zamanın asil hâline şahit oldum.

Ayasofya'dan Selimiye'ye uzanan o üst düzey teknik incelemelerde KURAM, geçmişin sessizliğini bugünün çağdaş diliyle konuşturuyor...

Merkezde yürütülen çalışmaları izlerken bir harcın bileşimini titizlikle araştırdığımı, bir taşın yorgunluğunu anladığımı ve insan emeğinin yüzyıllar içindeki kutlu yolculuğuna eşlik ettiğimi hissediyorum.

Burada hayranlık uyandıran, çok köklü bir bilimsel birikim mevcut.

Merkezde başarıyla tamamlanan BAP projesinde bakterilerle kireç taşı onarımının olanakları derinlemesine araştırılmış. Devam eden TÜBİTAK 1002-A projesinde ise ahşap türlerini mikroskobik görüntülerden tanıyacak yapay zekâ destekli öncü bir sistem geliştirilmeye başlanmış. Bunların da ötesinde, hedeflenen TÜBİTAK 1001 başvurusu ile ulusal bir malzeme veri tabanı oluşturulması ve böylece dağınık bilgilerin ortak bir kurumsal hafızada buluşturulması sağlanacak...

KURAM, tarihî ahşap ve kâgir eserler ile kalem işi örnekleri gibi kültürel miras unsurlarına yönelik restorasyon, koruma, malzeme analizi ve bilimsel araştırma çalışmalarını rehber bir kurum olarak yürütüyor. Aslında sadece teknik bir iş yapmıyor, muazzam bir tarih bilincini de gelecek nesillerin ruhuna nakşediyor...