Fon meselesinde failler ortaya çıkacak.
Bu konuda bir kararsızlık yok.
Öncelik mağduriyetlerin önlenmesi.
"Gönüllü(!)" ödemelerin olması bu anlamda önemli.
Mali suçlarda yaklaşım hep aynıdır:
Önce mağduriyeti gidermek, sonra failleri cezalandırmak.
Pek tabi zarar giderilirse ceza hafifleyebilir.
Ama bu cezasızlık olarak anlaşılmamalı....
Bunu hep birlikte göreceğiz zaten.
Ama ilginç bir durum var. Ortada bu kadar ciddiyetle yürüyen ve hassas ilerlemesi gereken bir süreç varken, muhalefet neden "alakasız" meseleleri gündeme getiriyor, anlayabilmiş değilim.
ÜÇ İDDİA, ÜÇ ISKA
İlki Sayın Cevdet Yılmaz'ın maiyetinde olan bir görevli ile ilgiliydi. Sayın Yılmaz, tüm çıplaklığı ile anlattı. Örnek olacak bir üslupla izah etti. Tutar ve mağduriyet birlikte değerlendirildiğinde bir ölçüsüzlük, bir abartı yok. Pek tabi yargı incelemesini yapar başka bulgular tespit ederse iş değişir...
İkincisi Sayın Ömer Bolat ile ilgiliydi. Kendisini uzunca bir süredir tanıdığım bir isim Sayın Bolat. Böyle bir şeye tevessül etmesi mümkün olmadığını biliyorduk ki izah etti kendisi de.
Aslında bu noktada bir hususu da söylemek lazım. Sayın Yılmaz ve Sayın Bolat, her ikisi de fon krizindeki kriminal durum ile fon piyasasının tüm araçlarını kötüleyecek yaklaşımların da hatalı bir durum olacağını belirttiler. Fon kötü değil, bu krize sebep olanlar kötü niyetli! Bu ayrıma dikkat.
Ve üçüncüsü Mahinur Göktaş ile ilgili olan iddia. Babasının fonda paraları katladığı yönündeki beyan. İsim benzerliği olduğu anlaşıldı. Bunu araştırmadan gündeme taşımanın bir tek izahı olabilir: Fon meselesinin üstünü karalamak istiyor muhalefet.
Bu kadar doğru bilgi varken gidip üç tane ve biri ise tamamen yalan olan içeriği servis etmenin başka bir izahı olabilir mi
KARALAMA MODASI!
Şimdi bunu gündeme getirenler hakkında ilgililer suç duyurusu yaptılar.
Ne olacak Bir kısmı yasama dokunulmazlığına takılacak.
Yıllar geçtikten sonra bir yargılama yapılacak.
Suç oluşmayacak. Zira "öyle duyduk", "iddia etmedik soru sorduk" diyecekler.
Mevcut suç kalıplarına oturmuyor eylem. Belki tazminat davasına konu olacak. Oradan bir tazminata hükmedilmesi olası. Bu da hukuka aykırılığın tespiti demek aslında...
YAPISAL SORUN VAR
Türk hukukunda doğrudan "karalama" adıyla düzenlenen tek bir suç tipi yok.
Bir marka ya da işletme karalandığında Türk Ticaret Kanunun çerçevesindeki "Haksız Rekabet" hükümlerine göre; bir kişi hedef alındığında ise Türk Ceza Yasasının "Hakaret" veya "İftira" maddelerine göre işlem yapılıyor.

3