Bugün üç konudan bahsedeceğim.
Üçü de önemli.
Üçü de üzerinde tartışmamızı, düşünmemizi gerektiriyor.
DİJİTAL GERİLLALAR GELİYOR...
Anthropic'in CEO'su, yapay zekâ sistemlerinin 6 ila 12 ay içinde kendi aralarında kalıcı ağlar kurarak bir bot sürüsü oluşturabileceğini ve tüm interneti ele geçirebileceğini söyledi.
Ardından yapay zekâ firmalarının üst düzey yöneticileri tek bir ağızdan şöyle dediler: "Çalışmaları yavaşlatmamız lazım!"
Peki neden
"Bunlar neyle karşılaştılar da bir anda koro hâlinde bunu söylüyorlar" diye düşünmeden edemiyorum işin açığı.
Beş yıl önce BM bunu dile getirdiğinde itiraz edenler, şimdi büyük bir tehlike olduğunu söylüyorlar...
Bu ne demek, biliyor musunuz
Dijital gerillaların bizi kuşatması demek.
Tehlike sandığımızdan da büyük. Bir dijital hortum geliyor!
Sorunun teknik boyutu uzmanların işi. Ancak hukuki açıdan en büyük sorun, internet bağlamında iş üreten şirketlerin "denetimsizliği" ve "otonomluğu".
Buna hukuken çeki düzen verilmedikçe, dünyada bu konuda BM nezdinde kurallar belirlenmedikçe, ülkelerin şirketleri denetleyebilmesinin ve gerektiğinde hukuken yargılayabilmesinin önü açılmadıkça sorunun çözümü mümkün değil!
PARTİ DEĞİŞTİRME!
Seçim sistemi konusunda nasıl bir değişim olacak, bilmiyoruz.
Son birkaç yazıda değindim. Bugün de es geçmek istemiyorum.
Parti değişimi yasaklansın deniyor.
İnsanlar, partilerini değiştirmeden de başka partiliymiş gibi davranabilir.
Yani hukuken yasaklanabilir ama bunu fiilen engellemek mümkün olmaz.
Partisinden istifa edenin vekilliği düşsün deniyor...
Bunun da iki sorunlu yönü var:
Birincisi, istifa etmez; fiilen yoluna devam eder. Biraz önce dediğim gibi...
İkincisi ise bir milletvekili zorla istifa ettirilerek partisinin Meclis aritmetiği bozulabilir.
Hâlihazırda vekilin istifasının kabulü Meclis kararına bağlı, malum...
Belediyeler için bir formül de ben önereyim.
Biz, ili yönetecek partiyi seçelim.
Parti, başkanı atasın.
Başkan istifa ederse veya disiplin süreciyle partisinden uzaklaştırılırsa yerine yenisini yine parti atasın. İngiltere'deki başbakanlar gibi... Tuhaf gelmiş olabilir size ama böyle İngiltere'de...
İşin ilginç yanlarını bir tarafa bırakırsak, seçim sisteminde parti geçişlerini engellemenin hukuken mümkün, fiilen ise neredeyse imkânsız olduğunu düşünüyorum.
Meseleyi siyasi etik ve aidiyet paradigmasını güçlendirerek çözebiliriz.
Bunun için de uzun süredir parti üyesi olan ve parti değiştirme konusunda sabıkası bulunmayanların siyaseten önünü açan, tercih edilmelerini avantajlı hâle getiren bir model üzerinde düşünmek gerekiyor bence...
YA İKNA YA İZAH
Bugün değineceğim bir konuda memleketim Şanlıurfa'dan söz edeceğim.
Mesele, Şehir Hastanesi karşısındaki DSİ arazilerinin geleceği!
Baştan söyleyeyim, özelleştirmeye kategorik olarak karşı duranlardan değilim.
Kamu taşınmazlarının satışı, yıllardır uygulanan bir yöntem.
Ancak burada tartışılması gereken şey, satış ya da imar parseli olması değil.
Asıl mesele, şehrin karar sürecine nasıl dâhil edilmediği bence...

11