Çerçeve, Mekke ve fezleke

Bugün üç konuya değineceğim. Üç konuda da hukuki olarak durumu net biçimde ortaya koymak gerekiyor. İlki Terörsüz Türkiye Çerçeve Yasası. İkincisi Mekke Antlaşması ve son olarak da fezleke meselesi. Özellikle Özgür Özel ile ilgili "zincirleme rüşvet" nitelemesi ile yürütülen soruşturmada gündeme gelen fezleke, sürecin ne anlama geldiğini izah etmeyi gerektiriyor.

ÇERÇEVE, YASAYA DÖNÜŞÜYOR

Terörsüz Türkiye kapsamında Meclise sunulan düzenlemeye "af" veya sadece "infaz yasası" başlıkları atmak dikkat çekici olabilir ama hatalı ve eksik...

Teklif, teknik anlamda genel af getirmiyor bu bir.

İkincisi bütün suçları ya da hükümlüleri de kapsamıyor

Üçüncüsü de cezaları yürürlüğe girdiği anda ortadan kaldırmıyor.

Kanun, yayınlandıktan sonra PKK/KCK'ya özgü koşullu bir geçiş mekanizması kuruyor.

Düzenlemeye göre ilgili soruşturma, kovuşturma ve cezaların infazı suçun ağırlığına göre beş veya on yıl ertelenecek. Bu dönemde yeni bir terör suçu işlenmezse davalar düşecek. Cezalar ise infaz edilmiş sayılacak. Bundan fazlası yok. Bazı suçu işlemişler bu kanundan yararlanamayacak. Öldürme fiilinin azmettiricisi olan üst yöneticiler, otomatikmen kapsam dışı!

Üstelik kanunun Resmî Gazete'de yayımlanması tek başına uygulamayı başlatmayacak. Önce PKK/KCK'nın fiilî varlığına son verdiği ve bütün silahlarını teslim ettiği güvenlik kurumlarınca tespit edilecek; bu tespit MGK kararıyla teyit edilerek yayımlanacak. Ardından kişiler altı ay içinde başvuracak.

Bu sürece katkı sunan herkese başta Sayın Erdoğan ve Bahçeli'ye ve süreci büyük bir denge içinde yürüten Sayın Kurtulmuş'a, diğer siyasi partilerin yetkililerine teşekkür ediyoruz.

ORTADOĞU SAVUNMA PAKTINA DOĞRU

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında yeni bir bölgesel güvenlik ekseninin doğduğunu gösteriyor. Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının tümüne yapılmış sayılması, anlaşmayı NATO'nun 5. maddesine yaklaştırıyor.

Anlaşmanın Türkiye açısından önemi yalnızca askerî değil!

Terörsüz Türkiye sürecinin Irak ve Suriye'de karşılık bulması; terörün finansmanı, istihbarat paylaşımı ve sınır güvenliği konusunda bölgesel iş birliğini gerektiriyor. Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü, Pakistan'ın askerî kapasitesi ve Türkiye'nin sahadaki tecrübesi bu bakımdan önemli bir çarpan oluşturabilir. Irak'taki Kalkınma Yolu ile Suriye'nin yeniden yapılanması da daha güvenli bir zemine kavuşabilir.

Mavi Vatan bakımından ise iş birliği, Türkiye'nin deniz güvenliği perspektifini Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'na genişletebilir. Bu antlaşma ile doğan duruma karar mekanizması ve askerî yardımın kapsamı açıklanmadan bu yapıya "İslam NATO'su" demek erkendir. Fakat, Türkiye'nin stratejik özerkliğini ve bölgesel caydırıcılığını güçlendirebilecek üçlü bir savunma çerçevesi olduğu ve bunun yeni ülkelerin eklenmesi ile genişlemeye aday olduğunu görmek de gerekir.

DOKUNULMAZLIK KALKAR MI

Yasama dokunulmazlığı tartışmalarında en sık yapılan hata, bir milletvekili hakkında fezleke hazırlanmasını dokunulmazlığın kaldırılmasıyla eş tutmak. Fezleke hazırlandı haberi, vekilin yargılanmaya başlayacağı gibi algılanıyor.