Çerçeve yasa yürürlüğe girdi. Ancak yasanın infaza ilişkin hükümlerinin uygulanabilmesi için yalnızca yürürlüğe girmiş olması yetmiyor.
Öncelikle güvenlik kurumlarının, PKK/KCK'nın ve bağlantılı oluşumların fiilî varlığına tamamen son verdiğini ve kontrolündeki bütün silah ve mühimmatı teslim ettiğini tespit etmesi gerekiyor.
Ardından Milli Güvenlik Kurulunun bu tespiti teyit eden bir karar alması ve kararın Resmî Gazete'de yayımlanması şart. İnfaza ilişkin düzenlemelerin uygulanması da ancak bu aşamadan sonra mümkün olacak. Buna karşılık yasanın kurumsal mekanizması şimdiden işlemeye başlayacak.
Bu noktadaki kritik tarih, Kurulun ilk toplantısını yapmasının planlandığı 24 Ağustos. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz'ın açıklamasına göre bu toplantıda Kurulun çalışma usul ve esasları ile silah bırakma ve fesih sürecinin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulabilecek alt komisyonlar ele alınacak.
KURUL NE YAPACAK
Kurul; faaliyetlerin takibi, koordinasyonu ve değerlendirilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında ilgili bakanlar ile üst düzey kamu görevlilerinden oluşuyor.
Örgütün tamamen tasfiyesine ilişkin gelişmeler ve gözlem raporları dönemsel olarak değerlendirilecek. Gerekli görülmesi hâlinde adli ve idari tedbirler ile yeni yasal düzenlemeler talep edilebilecek.
Erteleme kararları da belirli aralıklarla incelenecek. Şartların oluşması durumunda soruşturma, kovuşturma veya mahkûmiyet nedeniyle ortaya çıkan hak yoksunluklarının kaldırılması ilgili yargı mercilerinden istenebilecek.
Nihai kararı ise Kurul değil, yetkili hâkimlik veya mahkeme verecek.
YENİ GÖREVLİLER EKLENEBİLİR Mİ
Kurul, çalışmaları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisini düzenli olarak bilgilendirmek zorunda. Meclis bünyesinde kurulacak İzleme Komisyonu da faaliyetleri takip ederek tavsiyelerde bulunabilecek. Bu mekanizma, süreçte yürütme ile yasama arasındaki bağlantının güçlendirilmesi bakımından önemli.
Kurul ayrıca ihtiyaç hâlinde alt komisyonlar oluşturabilecek; ilgili kurumların temsilcilerini ve gerekli gördüğü kişileri toplantılara davet edebilecek.
Kanundaki "sürecin örgüt nezdindeki ilerlemesini sağlamak üzere alt komisyonlarda görevlendirme yapılabilir" hükmünü iyi anlamak gerekiyor. Görevlendirme için kapsamın sınırlandırılmamasının bir gerekçesi var... Sayın Bahçeli'nin "yasal statü" çıkışı, bu bağlamda karşılık bulabilir. Zira Kurul, bazı kimselere görev verme konusunda yetkili. Hele de örgüt içindeki süreci hızlandırmak için bunu yapabileceği özellikle düzenlenmiş...
AF GARGARASI
Süreç ilerlerken bir akademisyenin meseleyi ısrarla "genel af" başlığı altında tartışmaya açmasının amacını anlamakta zorlanıyorum. Sürecin önemini kavrayamadığını söylemek istemem. Sonuçta sözünü ettiğimiz kişi, dekanlık da yapmış deneyimli bir ceza hukukçusu.
Evet bu kişi Prof. Dr. Adem Sözüer.
Çerçeve yasayı, kendi teorik yaklaşımından hareketle "bir tür af" olarak nitelendirmesi, meselenin siyasi ve toplumsal bağlamını geri plana itiyor.
Sözüer, önce düzenlemenin Anayasa'da af kanunları için öngörülen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi gerektiğini söyledi. Kanun 467 oyla kabul edildikten sonra ise tartışmanın bu yönü önemini kaybetti. Bununla birlikte 467 oyun aşılmış olması, düzenlemenin hukuki niteliğinin kendiliğinden "af" olduğu anlamına da gelmez. Oylama çoğunluğu ile kanunun maddi hukuki niteliği birbirinden ayrı meselelerdir. Kaldı ki Sözüer, nitelikli çoğunluk meselesini yasa geçtikten sonra hiç dile getirmedi...
Meselenin mümkün olduğunca şeffaf yürütülmesine karşın "oldu bittiye getirilmemeli" uyarısında bulunulması da bana göre tutarlı değil. Meclisin bilgilendirilmesi ve bir İzleme Komisyonu kurulması zaten sürecin denetime açık yürütülmesini amaçlıyor. Bu tür süreci geçiren kaç ülkeyi incelemiş acaba Örgütlerin silah bırakmasından sonraki hukuki tartışmaların kaçına vakıf Bilmiyorum...

6