Kam davulun kamu davulu zannetmek

Milli hafıza yazılı tarihten, arşiv belgelerinden ve geçmişte yaşanmış büyük olaylardan ibaret değildir. Dil, müzik, ritüeller, sözlü anlatılar, mitolojik semboller, mimari eserler, gelenekler ve kuşaktan kuşağa aktarılan estetik değerler bu hafızanın ayrılmaz parçalarıdır. Bir toplumun kendisini tanımasını, geçmişiyle bağ kurmasını ve geleceğe ilişkin bir kimlik geliştirmesini sağlayan esas unsurlar bunlardır. Dolayısıyla sanatçı, yazar ve düşünce insanı, yalnızca eser üreten kişiler değil, aynı zamanda toplumun kültürel hafızasını yorumlayan ve yeniden üreterek geleceğe taşıyan aktörlerdir. Bu sorumluluk, sanatçının geçmişi sorgulamasına, gelenekleri eleştirmesine veya yerleşik kabulleri tartışmaya açmasına engel değildir. Ancak eleştiriyle küçümseme, mizahla hakaret, özgürlükle kültürel yabancılaşma arasındaki sınırın da gözetilmesi gerekir.

Son dönemde bir komedyenin sosyal medyada tartışmalara yol açan, davullu zurnalı hafiflikleri, aynı çerçevede tarihi ve kültürel değerleri alaycı bir anlatımın parçası hâline getiren ifadeleri, sınırın nerede başladığı ve nerede bittiği üzerine tekrar düşünmeyi icap ettiriyor. Buradaki mesele, bir sanatçının mizah yapma hakkı veya tarihsel figürleri eserlerinde kullanması değil. Esas sorun, toplum hafızasında ciddi karşılığı bulunan remizlerin hangi bilgi, duyarlılık ve estetik anlayışla ele alındığıdır. ünkü bir kültürün değerlerini eleştirel biçimde yorumlamak başka, o değerleri bağlamından kopararak kolaycı bir alay nesnesine dönüştürmek başkadır.

Geçmişte yaşanmış olayların kronolojik sıralamasından ibaret sananlar için tarih, sanatçının istediği biçimde kullanabileceği alelade bir dekor farz edilebilir ama değildir. ünkü tarihi olayların, figürlerin ve sembollerin yaşandığı zaman içinde olgunlaşmış bir mana dünyası vardır. Bunları bugünün bakış açısıyla yorumlamak elbette mümkün, hatta sanatın önemli işlevlerinden biri, geçmişin bugüne bıraktığı mirası yeniden düşünmeye imkân sağlamasıdır. Ancak bunun için tarihsel bağlamı bilmek, olayların gerçekliğini gözetmek ve yorumla olguyu birbirinden ayırmak gerekir.

Kam davulu, Türk kültür tarihinin eski inanç ve ritüel dünyasıyla ilişkili önemli unsurlarındandır. "Kamlık" geleneğinde kullanılan davul, yalnızca ritim üretmeye yarayan bir müzik aleti değildir; belirli topluluklarda törensel, simgesel ve inançsal işlevler de üstlenmiştir. Bu nedenle kam davulunu değerlendirirken onu "kamu davuluna" indirgemek, tarihsel ve kültürel bağlamını gözden kaçırmak anlamına gelir. Elbette bu geleneği kutsallaştırmak veya değişmez bir kültürel kimliğin tek temsilcisi olarak görmek doğru değildir. Fakat geçmişin inanç dünyasına ait bir sembolü tanımadan, anlamını kavramadan ve onu yalnızca gülünç bir nesne olarak sunmak, eleştirel bir sanat yaklaşımından çok yüzeysel bir bakışın göstergesidir.