Basra göl mü

Başlık nereden mi icap etti

Rahmetli Süleyman Demirel'den esinlendim.

Nüktedan kişiliği ile bilinen Demirel, Yunanın yaratmaya çalıştığı bir krizi o zeki üslubuyla derdest etmeyi başarmıştı.

Krizin konusu belli...

Karasuları...

Yunan Bildik Yunan...

1990'lı yıllar Ege'de bir klasik Yunan krizi daha yaşanıyor.

Batının kaşıdığı Yunan'ın yine biti kanlandı ve o Yunan aldığı talimatla karasuları sorununu yine tartışmaya açtı.

Tansiyon yükseldi ve Ege'de savaş naraları atılmaya başlandı.

İki ülke savaşacak mı konusu konuşulmaya başlandı.

Kurt Siyasetçi...

Tam böylesi bir ortamda dönemin başbakanı Demirel ağır adımlarla başbakanlık binasından çıktı.

Başbakan binadan çıkar çıkmaz gazeteci ordusu etrafını sardı.

İçlerinden biri beklenen soruyu soruverdi.

"Sayın Başbakan Yunanlar yine gerilimi tırmandırıyor, kara suları 12 mil demeye başladılar. Bu duruma tepkiniz ne olur"

Başbakan Demirel gerdanını kıra kıra, derin derin bir sağa baktı bir sola baktı ve kendi şivesiyle başladı soruyu cevaplamaya;

"Ege denizi bir Yunan gölü değeldir."

Ağır ağır gazetecileri süzdü.

Şimdi Yunan tarafı tamam, gereken söylendi, cevap yerini buldu ama Demirel gerilimi daha fazla tırmandırmak istemiyor, tansiyonu düşürmesi lazım...

Yine gerdanını kıra kıra bir sağa baktı bir sola ve derin bir düşünce sonrası tekrar başladı konuşmaya;

"Ege Denizi bir Türk gölü de değeldir".

Bu kez de kantarın topuzu kaçtı, bu sözle hem geri adım atmış oldu hem de altta kaldı.

Yine gerdan bir sağa bir sola döndü ve o kurt zekayla son cümleyi kurup soruya noktayı koydu;

"Çünkü binaenaleyh Ege denizi bir göl değeldir."

Nereden Geldik Ege'ye...

Tebessümle andığımız bu hikâyeyi hatırlamama, bir an da Ege Denizini konu etmeme sebep Basra Körfezi oldu.

Zira İsrail, Amerika ve İran arasında başlayan savaş iyice kördüğüme döndü ve savaş öncesi kendi halinde işleyen hiç kimsenin konuşmadığı, konu dahi etmediği Basra körfezi, Hürmüz Boğazı bugün savaşın ve krizin ana nedeni oldu.

Fırsat Geçmişken...

İran ayağına gelen fırsatı tepmek istemiyor ve Basra Körfezini İran gölüne çevirmek istiyor.

Bu da yetmiyor deli Dumrul gibi geleni gideni pırasa gibi doğrayıp her Hürmüz'den geçen gemiden iki milyon dolar para almak istiyor.

Ne maksatla

Orası belli değil.

İşin Doğrusu...

İran'ın kabul etmesi gereken gerçek şu.

Basra Körfezi bir Acem Denizi değildir. Basra körfezi toplam sekiz ülkenin kıyıdaş olduğu bir ortak denizdir.

Tüm bu hukuki ve tarihi gerçek ortada olmasına rağmen İran Basra'yı gözüne kestirmiş durumda.

Gündemde kayboldu gitti ama ben yeri gelmişken tekrar hatırlatmak istiyorum.

İran bu konudaki niyetini esasen savaşın en başında gösterdi ve Basra Körfezine "Farsi Körfez" demeye başladı.

O günlerde katıldığım her yayın ve etkinlikte İran'ın bu söylemine dikkat çekerek bu söylemin bir şeylerin altyapısını hazırlamak maksadıyla kasıtlı olarak dillendirildiğini, bu niyetin son derece tehlikeli olduğunu vurgulamıştım.