Tutukla-ma

Amiral Türker Ertürk dün tutuklandı. Önce re'sen soruşturulacağı haberlere yansıdı, kısa bir süre sonra gözaltına alındı, ardından Metris Cezaevi'ne gönderildi. İsnat edilen suça gerekçe, akıllara durgunluk verici, vicdan sızlatıcı: Biri 11 yıl önce, diğeri 3,5 yıl önce yapılmış iki konuşma. İlki zaten zamanaşımına uğruyor, ikincisi ise montajlanıp bağlamından koparılmış siyasi bir öngörü olarak seçim öncesi yapılmış yorumlardan ibaret. Bugüne kadar geçici ya da kalıcı hiçbir etki bırakmış da değil üstelik.

Türker Amiral'in hapishaneye gönderilmesine mazeret olan konuşma ne o tarihte ne de o tarihten bugüne değin hiç kimseyi ne korkutmuş ne tedirgin etmiş ne de bu konuşmadan sonra halk panikleyip sokaklara çıkmış! Seçim gündeminde yapıldığından bugünle hiçbir canlı bağı, bağlantısı da yok üstelik. Peki; ne oldu da birdenbire yıllar önce yaptığı konuşmalardan ötürü Türker Ertürk bugün tutuklandı

EREVE YASA

TBMM Genel Kurulu adı "Af Yasası" olarak konmasa da gerçekte PKK/KCK'lılara af çıkaran "erçeve Yasa"yı Sevr Antlaşması'nın imzalandığı ayı gün yani 10 Ağustos'ta oyladı ve ciddi bir çoğunluk ile kabul etti. Yasanın çok tartışılan yanlarından biri de hiçbir ayrıntıya yer vermemesiydi. PKK'lıların affedilmeleri süreci, onların "gerekli şartların oluşmasının ardından" 6 ay içinde başvurularıyla ilerletilebilecekti. Ancak süreçte sıklıkla dile getirilen "teröre bulaşmamış PKK'lı" diye bir şey olası olmadığına göre, oluşması beklenen gerekli şartların ne zamana kadar oluşturulmasının beklendiği, yasanın tam olarak kimleri kastettiği, hangi suçlardan hapiste oldukları, hangi tip eylemlerin "teröre bulaşma" sayılacağı ya da sayılmayacağı", hapisten çıkan PKK'lıların ne gibi bir yaşam alanına sahip olacakları, gerçekten siyasete ve TBMM'ye katılma yollarının açılıp açılmayacağı gibi sürece ilişkin planlar ya da ayrıntılar yoktu.

Asıl Ayrıntı

Türkiye'de PKK'lılar affedilirken, PKK'nın kollarını nasıl keseceğini, silahlarını ne zaman, nerede, nasıl, kimlerle birlikte imha edeceğini, Suriye'deki YPG/YPJ'nin ya da İran'daki PJAK'ın veyahut Barzani yönetimi altındaki terör kollarının nasıl imha edilebileceğine ilişkin bir plan ya da program da yoktu. Teşbihte hata olmaz: Sivrisinek için bataklık kurutulmayacak, okaliptüs dikilecekti. Yani "erçeve Yasa" gerçekte Lozan'ı ve Cumhuriyeti delip meclisten geçerken, vadedilen "barış ve umut" sözcüklerden ibaretti.

Şehit ailelerinin, çocuklarının ve gazilerimizin haklı isyanını çerçeveleyip asmak yerine muhatap alınanlar teröristler, terör ağaları, baronları ve onların temsilcileri oldu.

TÜRKER AMİRAL'İN EREVELENMİŞ DURUŞU

Türker Ertürk, çok tartışılan ve ileride daha da tartışılacağı belli bu yasaya net bir biçimde "Hayır!" dedi. Hatta; ""erçeve Yasa" demek, siz imzalayın, içini biz doldururuz, demektir. Yasanın adı ise Türkiye'yi parçalayacak gelişmelerin önünü açacak süreci olumlu gösterecek bir pazarlama ile "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" olarak belirlendi. Ancak bu ismin ifade ettiği gibi milli dayanışmanın nasıl sağlanacağı, toplumsal bütünleşmenin hangi yöntem ve aktörlerle gerçekleştirileceği konusu yasal metinde yok." dedi.

Meclisten 467 oyla geçirilen "erçeve Yasa" hakkında "evet" oyu kullanan ve bunun için "Vicdanım rahat, Türkiye kazandı." diyecek kadar geleceği öngöremeyen ya da öngörülenden rahatsızlık duymayan Özgür Özel'e karşı "Hayır, Türkiye kaybetti!", diye yanıt verdi.

Ertürk'e göre yasa, "İktidarın koltuğa endeksli, ABD destekli, İsrail merkezli yeni bölge haritasına hedefli projesine teslimiyet"ti. Bunu da "İktidara tam teslimiyet" ve Türkiye'nin kaybedişi" olarak özetledi.

TUTUKLA-MA

Antik ağ ve Roma hukukunda, "tutuklama" duruşmaya çıkarılmak istenen kişiyi "tutma" haliydi; bir cezalandırma biçimi değildi. Öyle ki; Roma hukukunda bunun için söylenmiş bir söz bile vardı: "Carcer enim ad continendos homines, non ad puniendos haberi debet" yani