Sıra İstanbul Barosu'nda

İzmir Barosu'nda yapılan seçimi "Cumhuriyetçi Avukatlar Grubu"nun adayı Serhat Sökmen kazandı. Başkan seçim zaferini zeybek oynayarak kutladı. Bu önemli bir mesajdı. Av. Güldane Dörtbudak Akbay'ın muhteşem konuşması güne damga vurdu.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucu değerlerini yalnızca tarih kitaplarında okumakla yetinmeyip geliştirerek, yükselterek geleceğimize aktarmak isteyen idealistlerin birlikte ve uyumlu hareket etmesi çok önemli. Aksi halde öngörülmeyen değil ama yaşanmak istenmeyen bir geleceğin kodları teker teker, hücre hücre örülüyor.

İzmir Barosu'nun seçim sonuçları bize şunu açıkça gösteriyor: Cumhuriyetçiler, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz izleyicileri, hukuk devletinin emekçileri hep birlikte hareket ederse zafer kaçınılmaz.

Ne yazıktır ki bu cephe, ne için mücadele verdiğini kimi zaman unutuyor; kişisel rekabetler ve çekişmeler arasında bölünerek güç kaybediyor. Hatta bazen kendini tükettiğinden karşısındakilere doğrudan alan açıyor.

Tam da bu nedenle, son seçimde İstanbul Barosu başkanlığı, Anayasadan Türklüğü çıkarmak için fizibilite çalışmalarının başını çeken, "Türklük" yerine "Türkiyelilik" gibi aslı, astarı olmayan ucube bir kavram önerisiyle adı anılan, ulus devlete karşı çıkışlarıyla bilinen İbrahim Kaboğlu gibi birine adeta "armağan" edilmiş oldu.

2024'TE NE OLMUŞTU

Ekim 2024'te İstanbul Barosu'nda on bir aday yarıştı. İbrahim Kaboğlu, geçerli oyların ancak dörtte birine denk gelen 7.197 oyla başkan seçildi. Yani oy kullanan dört avukattan üçü ona oy vermedi.

PEKİ GERİ KALAN OYLAR NEREYE GİTTİ

"Önce İlke ağdaş Avukatlar Grubu" iki adayla yarıştı. Adaylardan Filiz Saraç 4.067 oy alırken, Ali Gürbüz 3.987 oy aldı. Aynı ideolojik çizgiden yükselen "Avukatın Yükselişi Hareketi" adına seçime giren Hasan Kılıç ise 5.537 oyla diğer iki ismi de geride bıraktı.

Buraya kadarki tablo bile İbrahim Kaboğlu'nun nasıl İstanbul Barosu Başkanı olduğunu anlatıyor: Yalnızca "Önce İlke" kökenli grupların oylarını topladığınızda toplam oy 14 bine yaklaşıyor. Bu da kazanan adayın yani Kaboğlu'nun oyunun neredeyse iki katı.

Bununla birlikte, "Avukat Hakları Grubu"nun adayı Turgay Bilge'ye verilen 4.993 oyla birlikte, "İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu" adayı Hakan atak'ın aldığı 1.679 oy da dikkate ve kayda değer.

Kısacası, İstanbul Barosu seçimini Kaboğlu'na kendi gücü değil, cumhuriyetçi cephenin bölünmüşlüğü kazandırdı.

İBRAHİM KABOĞLU NEYİ SAVUNUR

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu daha çok Atatürk'ün ve 1982 Anayasasının vatandaşlık tanımını eleştiren, "Türkiyeli" kavramının kullanılmasının gerektiğini vurgulayan "2004 Azınlık Raporu"nu sunan "Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu"na başkanlık etmesiyle, hemen ardından da "10 Aralık Hareketi" için hazırladığı anayasa taslağında, Anayasamızın 66. maddesindeki "Türk" yerine "Türkiye yurttaşı" kavramını önermesiyle bilinir.

CHP'nin en tartışmalı eski vekillerinden biri olan Kaboğlu, 2024'te İstanbul Barosu başkanlık koltuğuna oturur oturmaz "Değişmez maddelere olumlu anlamda dokunulabilir." diyebilecek kadar da cüretkârdır.

AYNI HATAYA DÜŞÜLMESİN

"Önce İlke ağdaş Avukatlar", "Önce Avukat" ve "İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu" Prof. Dr. Ümit Kocasakal'ın adaylığında "Cumhuriyetçi Güç Birliği"ni kurdu. Hasan Kılıç ile Filiz Saraç ise ayrı bir ittifakta buluştu. Bu adımlar değerlidir. Ama cumhuriyetçi oylar yine birden çok adaya bölünmüş durumda.