5 Mart 1946. Winston Churcill bu defa ABD'den dünyaya seslenmiş, "Baltık'taki Stettin'den Adriyatik'teki Trieste'ye kadar Avrupa'nın üzerine bir 'Demir Perde' indiğini" söylemişti. ABD-İngiltere ve SSCB, Almanya'ya karşı birlikte hareket etmişlerdi ama bu müttefiklik; Sovyet nüfuzu, komünizmin hedefleri açısından belirsizliği gidermek yerine, faşizmin üzerine giden SSCB'yi dünya kamuoyunda "öcü" görünümünden çıkarmasıyla endişeyi körüklemişti.
5 Nisan 1946. O gün Amerikan donanmasının dev zırhlısı USS Missouri, Stalin'in kontrol ve üs talep ettiği Boğaz'dan geçti, Dolmabahçe açıklarına demirledi. İçinde, aslında iki yıl önce hayatını kaybetmiş Türkiye'nin ABD Büyükelçisi Münir Ertegün'ün naaşı vardı. Bu öylesine bir cenaze nakli ve töreni değildi. SSCB'ye karşı, ABD'nin Türkiye ile "ideolojik ve siyasi birliktelik" gösterisiydi. Sonrası malum: 1947 Truman Doktrini, ABD'nin kültür emperyalizmini kurumsallaştırmak üzere çıkardığı "Smith-Mundt Yasası" sonrası Türkiye'de Amerikan propagandasının kuvvetlenmesi, Amerikalılarca "yetersiz ve modası geçmiş askeri ekipmana sahip" olarak değerlendirilen TSK'nin, ABD marifetiyle modernize edilmesi ve eğitilmesi amacıyla "Türkiye'ye Yardım İçin Ortak Amerikan Askeri Elçiliği"nin (JAMMAT) kurulması, Türk-Amerikan Dostluk Derneği'nin faaliyete geçmesi, Marshall Yardımı, İsmet İnönü'nün "Bir görev veriyorum, sonucu bana gelmeden, Washington'un haberi oluyor. Sonucu memurlardan önce sefirden öğreniyorum" diyerek rahatsızlığını belirttiği Fulbright burslarının verilmesi, Köy Enstitülerinin kapatılması, Rockefeller Vakfı'nın Türkiye'de çalışmalarını yoğunlaştırması, Ford Vakfı'nın "Deneme Okulları"nı açması, eğitim müfredatının ABD'lilerce kurgulanması, denetlenmesi gibi Türkiye her yönden Amerikan sarmalına dolandı.
NATOCelal Bayar, "Bütün toplar bize çevrilmiş. Sağa dönsem faşist derler, sola dönsem komünist. Ortada kalsam Halk Partisi'nden niçin ayrıldınız, diyorlar" şeklinde yakınıyordu. DP; ABD'nin Ortadoğu'da büyüyen ağırlığını tehlikeli bulan, İsrail'e karşı birliktelik çağrısı yapan, Süveyş'i millileştiren Mısır lideri Abdülnasır'ın tersine Sovyet baskısı gerekçesiyle NATO'dan yana oldu.
Türkiye, 1952 itibarıyla NATO'nun Sovyetler Birliği'ne karşı güneydoğu kanadıydı. Karadeniz ile Akdeniz arasındaki geçiş noktası, Ortadoğu'ya açılan kapısı, Sovyet coğrafyasının güney sınırındaki stratejik cephesiydi.
"NATO TESİSİ" Mİ, "ABD ÜSSÜ" MÜAskeri üsler birliklerin; cephanesi, envanteriyle kaldığı, eğitim aldığı, gerektiğinde harekâta çıktıkları yerlerdir. ABD'nin, II. Dünya Savaşı sonrası sınırdışı 1139 üssü vardı. Bu üsler; ABD varlığının oralardaki temsilleriydi. NATO kapsamında, Amerikan askerlerinin yargı, vergi muafiyetlerini de içeren bir dizi anlaşma yapıldı. ABD'ye, Türkiye'de askeri ve sivil tesisler kurma izni verildi. ABD'nin üç temel beklentisi: Sovyet askeri faaliyetlerini izlemek, ileri savunma hattını oluşturmak, Ortadoğu'daki operasyonlar için lojistik destek sağlamaktı. NATO'nun kurumsal imajı içinde konuşlanıyordu ve üsleri kendi hegemonyasının hücreleri olarak kullanıyor; bu sayede hem birlikteki diğer ülkelerin hem de konumlandığı devletlerin askeri sistem bilgisine pratikçe sahip oluyordu.
ADANA BÜYÜKTÜR SAVAŞTANİnönü yaşamının önemli bir kısmını savaşta geçirmiş büyük bir askerdi, şimdi ülkeyi savaşa sokmamaya çalışan başarılı bir diplomata dönüşmüştü. Churchill, Ocak 1943'te Adana yakınlarındaki Yenice'ye gelerek İnönü ile görüşmüştü.
ABD ise Türkiye'nin yakın gelecekte SSCB'ye karşı ağırlaşacak jeopolitik önemini o günkü savaş gündeminden daha önde tutuyordu. ABD elçisinin Adana'daki yazlığı, 1947'de kurulacak CIA'in öncülü kabul edilen "Stratejik Servis Ofisi" /ABD İstihbarat Servisi'nce bir istihbarî "üsse" çevrildi. 1954'te, NATO'ya referansla düzenlenen "Askeri Kolaylıklar Anlaşması" ile Türk topraklarında ABD kuvvetlerine her türlü kolaylığın sözü verildi. NATO'ya atıfla ama ABD güçlerinin ağırlığında ve yönetiminde üsler açıldı, askeri tesisler kuruldu.
1971 Muhtırası akabinde haşhaş ekim yasağının kaldırılması ve Kıbrıs Harekatı'na tavır olarak ABD'nin ambargo kararı almasına karşılık, 25 Temmuz 1975'te Türkiye'deki ABD üs ve tesislerine el koyuldu. Üslerdeki ABD bayrakları indirildi, Türk bayrağı çekildi. Bir tek üs dışında: İncirlik. O da sadece NATO kullanımına açıktı. ABD askerleri ülkeden çıkarıldı. Amerikalılara tanınan bütün imtiyazlar kaldırıldı.
İNCİRLİK HAVA ÜSSÜAdana'daki İncirlik Hava Üssü 1955'te faaliyete geçtiğinde, hukuken Türk Silahlı Kuvvetleri'ne aitti. ABD'nin ambargo kararına verilen yanıt, Türkiye'deki üs ve tesislerinin kapatılmasıyla sınırlı değildi. Türk hava alanlarını kullanacak uçaklarından da ücret alınacaktı. 1978'de ambargo kaldırıldığında yeni bir anlaşma yapıldı. İran'daki devrimden sonra Türkiye'nin jeostratejik değeri daha da büyüdü. ABD Başkanı Jimmy Carter bu defa U-2 casus uçaklarının Türkiye'deki üsleri kullanmasını talep etti.

3