Anne ve baba insanların kanatlarıdır. Kanadı kırık kuşlar gibi kalır bazılarımız. Yitirdiğimiz ya da gerçek anlamıyla sahip olamadıklarımızı bir başka yolla telafi etmeye çalışırız. Kimi zaman büyük boşlukları kapatmak düşündüğümüzden de zor olur. Bazı boşluklar kapanmaz, bazı yaralar hiç onarılmaz. Kapanmayan boşluklar, iyileşmeyen yaralar kimi zaman baş edilemez travmalara dönüşür. Öyle ki; insanın kendisiyle ve hayatıyla daimî kavgası halini alır. Bazen bu kavgaların tam ortasında kalırız. Hatta topluca...
HAYATIN ALACAKLILARIYaşamda tesadüf yoktur. Büyük kıyımlar, yıkımlar da onları meydana getiren kişilerin tesadüfleri değil, genellikle tercihleridir. Kişisel öykülerindeki aile sorunlarının, çocukluk ve ilk gençlik travmalarının, maruz kaldıkları şiddetin ve acılarının karakterlere yüklediği öfkenin ve nefretin yansımasıdır. Yaşadıkları zorluklardan ötürü içlerinde biriken kin, herkesten bir biçimde "öc alma" haline dönüşüyor olmalı. Elbette olumsuz şartlarda dünyaya gelen herkes yaşam amacını karanlık tarafta aramıyor. Hatta şansızlıklarını, ebeveynleriyle yaşadıklarını başkaları yaşamasın diye uğraşanlar da az sayıda değil.
Bir bebeğin anne ve babasız yani yaşam kılavuzları olmadan hayata gözlerini açması çok üzücü... Ancak ebeveyn yokluğundan daha acı bir şey var ise o da var olan anne-babanın bencil, sorumsuz, şiddet gösteren, otoriter kişiler olması. Böyle aile ortamlarında büyüyen bazıları insanlık tarihini yakından etkiledi, değiştirdi, dönüştürdü.
LİDERLER VE BABALARIBüyük liderlerin önemli bir kısmı ya babalarını erken kaybetmiş ya da babalarıyla sorunlu ilişkiler yaşamıştır. Bu kişilerin erken yaşta yaşamın acı gerçekleriyle, ağırlığıyla, sorumluluklarıyla yalnızca yüzleşmek değil; çarpışmak ve erkenden büyümek zorunda kalmaları onları sonsuza dek değiştirmiştir. Elbette iyi ve doğru etkileşimin görüldüğü evlerden çıkan büyük liderler de vardır.
Hitler
Kitabının adı "Kavgam". Soykırım kamplarında Yahudileri, yaşlıları, hastaları, engellileri katletti. Başlattığı savaşta 25 milyonu asker olmak üzere yaklaşık 85 milyon insan hayatını kaybetti. Bir o kadar insan sakat kaldı. ocuklar ailesiz büyüdü.
Hitler'in babası onu köpek ıslığıyla çağırırdı. Son derece otoriter olmasıyla övünen babası Alois; despotik, katı, soğuk ve kontrolcüydü. ocuklarını çok dövdüğünden Hitler'in ağabeylerinden biri evden kaçmıştı. Adolf da aynısını yapmak istediğinde babasına yakalanmıştı. Babası onu o kadar şiddetli dövmüştü ki Adolf günlerce komada kaldı.
Hitler, babasının karşısında ağlamamak için kendine acı çektirme egzersizleri yapıyordu. Bir süre sonra dayaklara duyarsız kalmayı öğrenmişti.
Alois'in babasının yani Hitler'in büyükbabasının yetişkinliğe kadar kullandığı "Schicklgruber" soyadı Hitler'in baba köklerinde Yahudilik olduğunu düşündürmüştü. Buradan değerlendirenlere göre, babası Hitler'i hor gördükçe, O da Yahudi köklerinden nefret etti.
Ressam olma isteğiyle alay eden babası gibi memur olup bir ofiste kapalı kalamayacağını her fırsatta dile getiriyordu. Babasına kendini ispatlamak için daha da sert bir mizaca bürünen Adolf, zorba babası öldüğünde on dört yaşındaydı.
Saddam Hüseyin
Saddam Hüseyin daha doğmadan önce babası Hüseyin el-Macid ortadan kaybolmuştu. Aynı dönemde on üç yaşındaki ağabeyi de kanserden vefat etti. Annesi ağır bir depresyona girmiş; karnındaki bebeği aldırmaya, ardından intihar etmeye kalkışmıştı. Saddam doğduğunda annesi bebeğine bakmayı reddetti; onu kısa bir süre sonra amcasının yanına gönderdi.
Saddam, annesi yeniden evlendiğinde üç yaşındaydı. Artık üvey babayla birlikte üç üvey kardeşinin de olduğu evine dönecekti. Sadist üvey baba Saddam'ı aşağılıyor, çok dövüyordu; onu koyun çalmaya zorluyordu. Şafak vaktinde onu kafasına sopayla vurarak uyandırıyordu. Saddam'a ait hiçbir şeye saygı duymuyordu.
Gördüğü şiddete dayanamayan on yaşındaki çocuk amcasının yanına kaçtı. Amca çok katı bir mezhepçiydi. O da amcasının yolundan ama daha da radikalleşerek gitti.
Psikiyatristlere göre çocukken maruz kaldığı şiddet ve aşağılanma Saddam'da "yaralı bir benlik" yaratmıştı. Bu yarayı onarabilmek, yaşadıklarını kendince hafifletebilmek üzere O da etrafındakilere korku salmak, onları aşağılamak ve tüm bunlar için de "mutlak güç" istedi. Saddam için aslolan "hayatta kalmak"tı.
Stalin
Sovyetler Birliği'nin "demir yumruğu" Stalin'in çocukluğu, çok ağır darp ve korkunç bir aile içi şiddet sarmalında geçmişti. Alkolik babası Besarion Cugaşvili, alkol aldığında gözü döner; eşini ve oğlunu insafsızca döverdi. Öyle ki; babasının attığı dayaklar nedeniyle Stalin'in idrarından birkaç kez kan geldiği doktor raporlarına geçmişti.
Babasının annesini boğmaya çalıştığına dahi tanıklık eden Stalin, annesini korumak için babasına bıçak fırlatıp kaçmıştı. Babası, evi tamamen terk ettiğinde, ona çok ağır yaralı, travmatik bir çocukluk bıraktı.

16