İsimsiz kahramanlar vardır. Çokça göz önünde değildirler. Meziyetleri çoğunlukla gizli kalır.
O hasletlerin ehemmiyetini ahirzaman daha iyi tercüme ediyor. Mehmet Alan ağabey de hakkıyla vazifesini yapmanın bahtiyarlığıyla aslî memleketine rücû etti. Kıymetli eşi Nevin abladan duyduğum ve iç dünyamda beni sarsan bazı meziyetlerini, rahmete vesile olması niyetiyle paylaşmak istiyoruz.
Mehmet ağabeyin ilk dikkat çeken özelliği, öğretmenlik mesleğinde çok başarılı olmasıydı. Derslerinin tesiri, yıllar sonra karşılaştığı talebelerinin cümlelerinden net olarak anlaşılıyordu. "Hocam, derslerde anlattığınız hakikatleri unutmadık; hâlâ hatırlıyoruz." mealindeki talebe beyanları, yoruma hacet bırakmıyor. Ayrıca talebelerini, hizmetin gerektirdiği sorumluluk duygusuyla en ince detayları bile düşünerek yetiştiriyordu. Misalen, biraz yemeği fazla kaçırdığında erkenden yürüyüşe giderek o fazlalığı eritmeye çalışıyordu. Göbekli bir şekilde talebelerinin karşısına çıkmaktan haya ediyor; bunun, derste verilen mesajların tesirini kıracağını düşünerek hareket ediyordu. Dava adamı olmak böyle bir şey olsa gerek: oğu kişinin gözden kaçırdığı hassasiyetlere sahip olmak ve onları yaşamak...
Kâinattaki en yüksek ikinci hakikat olan namaz hususunda, daha küçük yaşlarda bile bedeller ödemesi bizim için ibret levhası hükmündedir. ocuk yaşta namaza başlayan Mehmet ağabey, hayatı boyunca bu hassasiyetini sürdürdü. Yeri geldiğinde, bizim nefsimize ağır gelen bedelleri de ödemekten geri durmadı. Talebelik yıllarında yolculuk yaparken otobüs şoförüne namaz için ricada bulunması; kabul edilmediği durumlarda ise eşyasıyla birlikte otobüsten inerek yolda kalmayı göze alması, birçok defa tecrübe ettiği vakıalardandı. Hatta evlendiğinde bile, otobüsün şoförünün "Sonra kaza edersin." sözüne adeta aslan gibi kükreyerek karşılık vermesi ve ihlâslı niyet karşısında şoförün namaz molası vermek zorunda kalması üzerinde derin derin düşünmek gerekir. Hangimiz namazı vaktinde eda etmek için otobüsten inmeyi ve bilmediğimiz bir yerde yolda kalmayı göze alabiliriz Bu suale tereddüt etmeden kaç kişi "Ben." diyebilir Sizce de bu vakıalar bizler için de numune-i imtisal değil midir

18