Dijital çağın en öncelikli sorun alanlarından birisi, çocukların sosyal medya platformlarıyla kurduğu yakın ilişki. Sosyal medya bir yanda bilgi erişimi, sosyal bağ kurma ve işbirliği imkânları sunarken, diğer yanda bağımlılık döngüleri, siber zorbalık, psikolojik sorunlar ve türlü suça maruz kalma ya da bulaşma riskleri barındırıyor. İşte bu risklere yönelik olarak devletler, son bir yılda yeni düzenlemelere gitti. Avustralya'nın öncülüğünde başlayan ve hızla Fransa, Malezya, Danimarka, Yunanistan, İspanya, Norveç gibi ülkeleri kapsayan küresel dalga, çocukların dijital ortamdaki korunmasını yalnızca bir çocuk hakları meselesi olmaktan çıkarıp "çocuğun üstün yararı" ilkesi ile "kamusal yarar" ekseninde yeniden tanımlamakta. Son dönemde Türkiye'de de gündemin üst sıralarında yer alan ve yakın zamanda TBMM gündemine de gelmesi beklenen konuya yönelik tartışmaları ele almak gerekiyor.
Sosyal Medya Platformlarına Düzenleme Eğilimi
Daha önceki yazılarda da sıklıkla gündeme aldığımız teknoloji şirketleri ve devletler rekabetindeki önemli cephelerinden biri de sosyal medya platformları. Birkaç senedir bu konuda pek çok düzenleme, sınırlama ve yaptırım gerçekleşti. Ancak buna karşın teknoloji şirketlerinin hem veri hem de önemli gelir kaynakları olarak gördükleri sosyal medya platformlarında sınırları zorlamaya devam ettikleri de aşikâr. Bu konuda devletler tarafındaki yeni bir düzenleme eğilimi ise özellikle çocukları korumaya yönelik.
Avustralya'nın bu konuda attığı adımlar önemli milatlardan biri oldu. Avustralya, Kasım 2024'te Parlamento'da kabul edilen ve Aralık 2025'te yürürlüğe giren "Çevrimiçi Güvenlik Değişiklik Yasası (Sosyal Medya Alt Yaş Sınırı Yasası)" ile surlarda önemli bir gedik açtı. Yasa, 16 yaş altındaki çocukların Facebook, Instagram, Threads, TikTok, Snapchat, X, YouTube, Reddit, Twitch ve Kick gibi platformlarda hesap açmasını veya mevcut hesaplarını sürdürmesini kesin olarak yasaklıyor. Yasanın en özgün yanlarından biri ise sorumluluğu tamamen platformlara yüklemesi ve "makul adımlar" atmayan şirketlere ciddi mali yaptırımlar öngörmesi. Geniş denetim yetkileriyle yürütülen süreçler sonunda, bir yılda yaklaşık 4,7 milyon hesap kısıtlanmış, dondurulmuş veya silinmiş durumda. Yaş doğrulama mekanizmalarında biyometrik yüz analizi veya farklı uygulamalar kullanılırken toplanan kişisel veriler yalnızca doğrulama amacıyla kullanılmakta ve işlem sonrasında imha edilmekte. Yasaya yönelik başlarda tepkiler gelişmiş olsa da özellikle küresel boyutta yaşanan trajik olaylar neticesinde kamuoyu desteği yaklaşık yüzde 77 seviyesine erişmiş durumda. Öte yandan ifade özgürlüğü kısıtlamaları, dijital okuryazarlık gecikmesi veya gençlerin VPN gibi daha az güvenli yollara yönlenmesi gibi olumsuz dışsallıklara yönelik şikayetler ve çekinceler devam ediyor.
Avustralya'da işletilen model ve güçlü kamuoyu desteği, Avrupa'da da hızlı bir domino etkisine neden olmuş durumda. İspanya Başbakanı Sanchez de yakın zamanda yaptığı sosyal medya devlerine yönelik sert açıklamasında çocukları koruyucu tedbirleri devreye sokacaklarını, aksi takdirde vahşi devlerin sınırları bilmediğini vurguladı. Bu vurgu da Avrupa'da yeni bir tetikleyici dalga oldu ve Avrupa Parlamentosu kabul ettiği raporla sosyal medya kullanımında 16 yaşı, asgari şart olarak önerdi. Raporda 13 ila 16 yaşındaki çocukların ise dijital platformlara ebeveyn izniyle erişebilmesi tavsiye edilmekte.
Avrupa'da YZ Yasası eliyle sınırlamalar getirilmiş olsa da doğrudan çocukları sosyal medyanın zararlarından koruyucu tedbirler net bir başlık olarak yayılmaya devam ediyor. Örneğin Fransa, yakın dönemde 15 yaş altı sosyal medya yasağını onayladı ve bu yıl sonuna doğru yürürlüğe girmesi planlanıyor. Yasayla birlikte aynı zamanda cep telefonu kullanımı da sınırlandırılmakta ve tüm kullanıcılar için yaş doğrulaması zorunluluğu getirilmektedir. Bu konuda yeni gelişmeler yaşanan ülkelerden Malezya'da 2026 itibariyle yaş sınırlamalarını başlatırken, Danimarka'da da bu yönde adımlar atılacağı açıklandı. Ayrıca çocukları zorlayıcı ya da bağımlılık oluşturmaya çalışan manipülatif arayüzler ya da davranışsal tasarım teknikleri de yasaklanması tartışılan hususlardan. Yunanistan'da ise 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımı kısıtlanmış durumda ve ebeveyn kontrolü zorunlu. Almanya'da 13-16 yaş grubu için ebeveyn izni şartı, İtalya'da 14 yaş altı için ebeveyn izni zorunluluğu gündemde. Avusturya, Slovenya, Norveç ve Çekya ise sosyal medyada asgari yaş şartına yönelik yasal düzenleme tartışmaları devam ediyor.
Türkiye'de Çocukları Korumak İçin Düzenleme Neden Gerekli
TÜİK'in 2024 Çocuklarda Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması'na göre, Türkiye'de çocukların internet kullanımına bağlı riskleri oldukça yüksektir. 6-15 yaş grubunda internet kullanım oranı yüzde 91,3'tür. Çocukların yüzde 42'si hafta içi iki saatten fazla internette vakit geçirmektedir. Sosyal medya kullanan çocukların oranı yüzde 66,1'dir (6-10 yaş yüzde 53,5, 11-15 yaş yüzde 79,0). En popüler platform yüzde 96,3 ile YouTube olup, bunu Instagram, TikTok ve Snapchat izlemektedir.
Araştırmalar ise günde üç saati geçen yoğun sosyal medya kullanımının anksiyete, majör depresif bozukluk, uyku düzensizlikleri ve intihar düşüncesi riski ile güçlü korelasyon gösterdiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca yoğun sosyal medya kullanımı siber zorbalık, cinsel saldırı ve kendine zarar verme içeriklerine maruziyet risklerini misliyle artırmaktadır. Yeşilay'ın 2024 çalışmalarına göre de şiddet içeren içerikler saldırganlığı yüzde 15 oranında artırabilmektedir. Uzun vadede ise depresyon, sosyal fobi ve düşük özgüven gibi kalıcı sorunlar gelişebilmektedir.

5