İlber Ortaylı hocanın ardından

Türk tarihinin en önemli ve büyük isimlerinden biriydi İlber hoca. Bugün iyi kötü hakkında herkes bir şeyle söylüyor. Çoğu da tanımadığı için atıp tutuyor.

İlber hoca çok dil bilmezdi diyenler var. 2008'de (tarih değişik olabilir) Frankfurt Kitap Fuarı'nda Almanca konuşma yaptı. Yanımdaki Alman yayıncıya İngilizce Almancası nasıl diye sordum. "Excellent" yani "harika" diye cevapladı. Topkapı Sarayı'nda İtalyanlarla konuştuğunu gözlerimle gördüm, kulaklarımla işittim. Bilmiyor diyenlerin dünyadan haberi yok.

Bugün Osmanlıya ilgi varsa, Sultan Abdülhamid seviliyorsa bunda payı olanlardan biri de İlber hocadır. Osmanlıyı Yeniden Keşfetmek serisi bu anlamda muazzamdır. Benim bizzat hazırladığım Tarihin Işığında, Tarihin İzinde, Tarih Sohbetleri de zihin açıcıdır.

Hocanın başyapıtları, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, Türkiye Teşkilat ve İdare Tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nda Alman Nüfuzu eserleridir. Bence hocanın hangi kitabını bulursanız okuyun.

İlber Ortaylı Atatürk'ü de severdi, Abdülhamid'i de. Abdülhamid hatta ona göre dehaydı. Atatürk devlet kurmuştu ve onu küçümseyenleri asla anlamazdı. Osmanlıya dair muhteşem analizleri vardı.

İlber Ortaylı'nın kamuoyunda tanınmasında 1990'ların sonunda Taha Akyol'un katkısı büyüktü. Çünkü CNN Türk ekranlarına çok çıkarmıştı. Kitap anlamında 1996-2004 arası Mustafa Armağan'ın, 2005-2012 arası şahsımın katkısı vardı. Mustafa Armağan'ın dün Akit'te yazdığı gibi 2010'da büyük şöhret olmuştu. 2012-13 sonrası Fatih Altaylı'nın Teke Tek programı ve son yıllarda Kafa Grubu'ndan Candaş Tolga Işık'ın yayınları onu yeni nesile tanıttı...

İlber hoca herkesin sevdiği biriydi. Herkesle iyi geçinirdi. Cahilliğe gerçekten tahammülü yoktu. Kemalist değildi. Gezmeyi, yemeyi-içmeyi severdi. Namaz kılmaz diyenler var, ben kendisiyle birçok cuma namazını beraber kıldım.

Murat Bardakçı'nın şu tespiti çok yerinde: "İlber keşke bu kadar gezmese, şu davet benim o konferans senin diyerek kapı kapı dolaşmasa, evini sadece akşamdan akşama uğranıp uyumaya yarayan bir mekân olarak görmese ve oturup çalışsa idi, eminim ikinci bir Bernard Lewis olur ve hattâ Bernard Lewis'i bile geride bırakırdı."