Başka adalara gitmek yerine kendi adanıza gelin

Mayıs başında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde (KKTC) önemli gelişmeler olduğunu, İstanbul'da yatırım için birbiri ardına toplantılar yapıldığını yazmıştım.

Ardından geçtiğimiz hafta muhteşem bir buluşma ile yazdıklarımız bir üst noktaya taşındı.

KKTC'nin turizmde markalaşması amacıyla başlatılan "Ada Kıbrıs" projesinin İstanbul'da tanıtımı yapıldı.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Başbakan Ünal Üstel ve Başbakan Yardımcısı Turizm Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da projeyi anlattılar.

Buluşmaya katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da tam destek açıklaması yaptılar.

Fikri Ataoğlu projeye destekleri için Türkiye'ye teşekkür ederken bir süre önce yaptığı açıklamayı hatırladım. Şöyle demişti:

- Türkiye'yi KKTC'nin güzelliklerini yaşamak için adaya bekliyoruz. Başka adalar yerine kendi adanıza gelin... Bizde daha mutlu olursunuz...

Fikri Ataoğlu

Evet bu çağrı çok önemli... Bugünlerde herkesin gündeminde Yunan adaları var. KKTC buna karşı Ada Kıbrıs'ı öneriyor. Muhteşem oteller, bildiğiniz lezzetler ve sizin dilinizi konuşan bir Ada... Tatil planı içine almaya değmez mi

Bence bir düşünün...

Sadece gitmek yetmez... Yavru Vatan sizden yatırım da bekler.

Tam da bunu düşünerek İhlas Medya Grubu bünyesinde yayınlanan aylık ekonomi dergisi Türkiye'de İş Dünyası, çok sayıda iş insanı ile KKTC çıkarması yapıyor.

Türkiye'nin önemli sektörlerinde başarılı çalışmalara imza atan iş insanları yeni yatırım fırsatlarını yerinde görmek için Ada'ya gidiyor.

Capiton Construction Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hilmi Doğru'nun ev sahipliğinde gerçekleşecek etkinlik Cratos Premium Hotel-Girne'de yapılacak.

Yatırım fırsatlarının konuşulacağı toplantıya KKTC'den iş insanları da katılacak.

Ada Kıbrıs Projesi ile yeni bir hamleye hazırlanan KKTC böylece ilk adımı atmış olacak. Mutlaka sırada başka adımlar da olmalı...

Ali Kopuz bu etkinliğe 'girişimcilik festivali'dedi

Depremin acıları çok sıcaktı... Herkes Türkiye'nin deprem üssü olduğunu konuşuyordu. O günlerin Tarım Bakanı, şimdinin Tarım Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Vahit Kirişci, Güvenilir Ürün Platformu olarak bize bir misyon yükledi ve şunu söyledi:

-Deprem kentleri Türkiye'nin aynı zamanda üretim bölgeleri, onları yeniden üretim üssü hâline getirmek için bir şeyler yapmak gerekiyor.

Güvenilir Ürün Platformu Genel Sekreteri Elif Attepe hemen kolları sıvadı.

Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Adıyaman, Malatya, Kilis'te perakendeciler (GPD ve PERDER üyeleri) önde gelen lezzet mekânları (TÜRYİD ve TÜRES üyeleri) e-Ticaret platformları, otelciler yani aklınıza gelen tüm alıcıların katıldığı seferler yapıldı. Bu kentlerdeki üreticilerle adı geçen alıcılar buluştu.

Dolayısıyla ürünlerin satışı gündeme geldi, üretim hatırlandı.

Bu çalışmaların da değerlendirildiği Güvenilir Ürün Zirvesi'nde Platformu'n önde gelen isimlerinden ve Oğuz Gıda'nın CEO'su Enes Örer'in önerisi, herkesin kabulü ile asla vazgeçmeyenlere üretimin kahramanları ödülü verilmesi kararı alındı.

Sonrasında Zirve'nin Onursal Başkanı ve TOBB Başkanvekili Ali Kopuz'un tam desteğiyle, üretimin kahramanları tüm ülkeye yayıldı.

Ali Kopuz

Eskişehir Konya ve son olarak da Ankara... Hazır Ankara'ya gelmişken projenin başlatıcısı Vahit Kirişci'ye ve projenin arkasında duran Ali Kopuz'a onur belgeleri verildi.

Ali Kopuz Ankara etkinliğini girişimcilik festivali olarak niteledi.

Çok önemli bir tespit... Ankara'daki 9'uncu etkinlik artık ihracatı bile düşünen bir girişimci ekosistem oluşturmuştu. Kadın girişimcilerin önü açılmıştı.

Ali Kopuz Ankara'daki tabloyabakıp şu tespitlerini paylaştı üreticilerle:

-Tarımsal üretimin geri plana atıldığında müreffeh bir Anadolu'dan söz edemeyiz. Bugün aramızda bulunan üreticilerimizin ortaya koydukları çalışmalar, her türlü takdirin üzerindedir. Bunu özellikle söylüyorum, çünkü çiftçilerimiz yeterince takdir edilmiyor. Bugün dünyadaki fındığın üçte ikisini; kiraz, ayva, incir ve kayısının dörtte birini Türk çiftçisi üretiyor. Bu ayın başında, İtalya'da, Milano Gıda Fuarı'ndaydık. Orada aile işletmesi olan zeytinyağı ve peynir üreticileriyle görüştük. Nasıl markalaştıklarını, ürünlerini büyük bir gururla tüm dünyaya nasıl pazarladıklarına şahit olduk. Bu anlamda, kendi çiftçimizi takdir etmek de yetmez, aynı zamanda onları teşvik etmek zorundayız. İşte bugün bunun bir adımını attık. Burada, "Türkiye'nin Kahramanları" olan yerli üreticilerimizi, alım heyetleriyle bir araya getirdik.