Gücün Zulüm Sistemi

Sisteme başkaldırmak bedel ister. Müslümanlar ya o bedeli ödeyecek ya da bu hâlihazırdaki sistem devam edecek. Sistem, 1. ve 2. dünya savaşlarında ABD'nin galip gelmesiyle tesis edilmiştir. ABD'nin galibiyeti elbette tek başına değil; Avrupa'dan İngiltere ve Fransa ABD'nin emir eridir. ABD, ilk kez atom bombasını kullanarak diğer devletlere karşı kesin üstünlük kurmuştur. Sistemin nasıl kurulduğunun özeti bu. Sistem, ABD tarafından kendi çıkarlarına göre tesis edilmiştir. Bugün tüm dünyada ABD sistemi geçerli. ABD haricindeki devletler ya sisteme dâhil olup sömürülür ya da dâhil olmamakta direnirse işgal edilir. ABD'nin tamamen kendi çıkarlarına göre bir dünya sistemi tasarlamasının temelinde bilimsel buluşlar var. Zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyum kullanılarak elde edilen atom bombası, nükleer silahlar konusundaki bilimsel buluşlardır. Yok edici güç, bilim adamları tarafından bulunup meydana getirilmiştir. ABD'de hacmi, gücü ve sayısı belirsiz nükleer silah bulunmakta. Herhangi bir uluslararası kurum denetimine tabi değil. İki büyük paylaşım savaşında nükleer silahlarla elde ettiği gücü, önce elektrik ve sonrasında internet buluşuyla pekiştirerek tüm dünyada 'süper güç' olarak kabul ettirmiştir. İnternet ilk önce yıllarca ABD ordusunda kullanılmıştır. Bilimsel buluşlardan haberi olmayan olsa da ne olduğunu anlamayanlara göre internet eğlence aracı. ABD'nin interneti tüm dünyaya kablolarla (şimdilerde uydu yoluyla da) yayması insanlara iyilik olsun diye değil, emperyalist emellerini gerçekleştirmek içindir. Tüm dünyayı ağlarla çevirmiş durumda. Her devleti ve milleti ağının içine almıştır. Dünyada ABD sistemi böyle kurulmuştur. Sistemin kurulmasının temelinde, bilimsel buluşların askeri amaçla kullanılarak elde edilmiş askeri güç, internet ve banka sistemi var. Askeri gücü olan bir devlet zaten siyasi güç olarak da güçlü bir devlet olur. Bu, tarihte de böyledir günümüzde de böyle.

ABD İran'ı tekrar bombalamaya başladı. Anlaşma yapılmıştı falan filan aslında anlaşma yapılmadı, İran teslim olmadıkça anlaşma olmaz. İran, ABD'ye karşı galip gelemez. İran'ın ABD'ye galip gelmesi demek, dünyada ABD sisteminin yıkılması yerine İran sisteminin kurulması demektir. Bunun mümkünü yok. ABD'nin yenilmesi demek dünyadaki hâlihazırdaki sistemin ortadan kalkması demektir. Yerine bir sistem koyacak kadar güçlü bir devlet ancak ABD'yi yenebilir. ABD planlı bir şekilde İslam ülkelerini işgal ediyor. Sıra İran'a gelecek demiştik geldi. Maalesef sıra Türkiye'ye de gelecek. Türkiye'yi en sona bırakmak, Japonya'ya uygulanan taktik olabilir. Japonya'nın diğer kentlerini vuran ABD iki kentine dokunmamış en sona bırakmış, iki kenti yok eden atom bombalarını dokunmadığı iki kente atmış yok etmiş. İslam ülkelerini tek tek işgal eden ABD, Türkiye'ye dokunmuyor. Bütün İslam ülkeleri perişan haldeyken Türkiye adeta güllük gülistanlık. Bu durum kuşku uyandırıyor. İran'ı bombalayıp işgal eden ABD, ama bizim Amerikancı medya İran'ı suçlu imiş gibi göstermeye çalışıyor. İran ne yaparsa yapsın haklıdır, çünkü işgal eden ABD'dir. Yarın Türkiye'yi işgal ettiğinde de aynı şekilde Türkiye mi suçlanacak! Bu nasıl mantık! ABD, İran teslim olmadıkça işgali sürdürecek. Aynı şey Türkiye için de geçerli. İran'ın nükleer çalışması var bizim neyimiz var da işgal edecek denilemez, ABD işgal etmek için bahane bulur ve o bahaneyi de cahiller ve satılmışlar haklı gösterir. İşgal günü gelmeden ABD sistemini ortadan kaldırmanın yolu aranmalıdır. Öyle bir yol da görünmüyor hâlihazırda. İnternet devletin ve milletin ciğerlerine kadar girmiş durumda. ABD propagandacısı Türk medyası hazır vaziyette. Nasıl oluyor da işgalciden yana oluyorlar Doğrudan para alıyorlardır işgalciden. Bunun başka açıklaması olamaz. Biraz sonra kendisini öldürecek birini insan nasıl olur da haklı bulabilir. ABD hiçbir zaman haklı değildir, işgalci terör örgütüdür. Türkiye'yi sona bırakıyor. Acı olan, işgal edilen işgalcinin internetini kullanıyor.