Düşme Nedeni Ne

Türkiye'nin nüfus artma hızı her geçen yıl düşüyor. Ülkeyi yönetenler buna çare arıyorlar. Birçok görüşe göre nüfusun artma hızının düşmesinin sebebi ekonomi. Ülke nüfusunun artmaması ekonomik sebeplerle ise neden ekonomik durumu iyi olanların daha az çocuğu var Yine birçoklarına göre nüfus artma hızının düşme sebebi eğitimsizlik. O zaman neden ülkenin eğitimli insan sayısı arttıkça nüfus artma hızı azalıyor Türkiye'nin nüfusu bundan elli yıl önceye göre iyidir. Önceden Avrupa ülkelerinin nüfusu Türkiye'den fazlaydı şu an Türkiye'nin nüfusu Avrupa ülkelerinden daha fazla. Buna rağmen nüfus artma hızının düşmesi tehlikenin yolda olduğunu göstermekte. Türkiye'de evlenme yaşı her geçen gün yukarı doğru gidiyor. Eskiden otuz yaşında bekâr olan birine halen evlenmemiş diye bakılırken günümüzde otuz yaş eh işte yenice evlenme çağına geldi şeklinde görülüyor. Eskiden yirmibeş yaşını geçmiş bekâr bir kıza "evde kaldı" denirken günümüzde yirmibeş yaşında evlenen kızlara "acelen ne" diye bakılıyor. Aynısı genç erkekler için de geçerli. Eskiden yirmibeşinde evlenmemiş olanlara "geç kaldı" ya da "evlenemedi" denirken günümüzde yirmibeşinde evlenen gençlere "bu yaşta evlenilir mi acelen ne" deniliyor. İnsanlara bu algı nereden verildi İslam'a göre akıl baliğ olduktan sonra Müslüman evlenebilir. Günümüzde Müslümanlar bile bunu kabul etmiyor. Bir insan onsekiz yaşında ve üstünde evlenirse normal, ama bu yaşın altında evlenirse anormal sayılıyor. Onyedisinde yasal değil onsekizinde yasal oluyor. Bir yaşla her şey tamam! Artık kimse çocuğunu onsekizinde zaten evlendirmiyor, evlendirmeyi de düşünmüyor. Toplumdaki bu evlenmeme algısını kim meydana getirdi İdeolojiler çağı bitti deniliyor ya bitti mi gerçekte

Feminizmin en etkili olduğu ülkelerden biri Türkiye'dir. Feminist ideolojinin temel görüşü, aileyi ortadan kaldırmak. Kadınların kadıncı olması denilebilecek ideoloji, direkt aileyi ortadan kaldıralım demiyor, aileyi oluşturan iki temeli birbirine düşman yapıyor. Feministlik, kadınların kadıncılığıdır. Türe ait iki temelin birini tutuyor diğerine karşı sen üstünsün, sen her şeysin adeta sen tanrısın diyor. Kadınları tanrı, erkekleri düşman gösteren feminizm, Türkiye'de ilk önce hükümetin içine girmiştir. Başkan yardımcılığı makamına kadar yükselen feministler, hükümetin aile politikalarında kadının hakkını savunuyor görüntüsüyle aileyi ortadan kaldıracak insanları evlenmekten soğutup uzaklaştıran politikaları uygulamaya koymuşlardır. Aynı şekilde ülkemizde Diyanet'in içine kadar girmiş olan feministler, benzer uygulamaları Müslüman halk üzerinde göstermişlerdir. Hem de Müslümanlık adına. Amaçları aileyi ortadan kaldırmak olduğu için ileri sürdükleri görüşleri kadın mağduriyeti üzerinden topluma kabul ettirmişlerdir. Oysa kadına en güzel değeri veren İslam'dır. Bunu bildikleri için 'din yoluyla' kendi ideolojilerini kabul ettirmeye çalışmışlardır. Evli bir kadın aile yapısını tamamlayan iki temelden biri olduğu halde sürekli kadını eğer isterse çocuğuna bakmaz hatta bebeğini bile emzirmez görüşünü pompalıyorlar. Öte yandan kocası yani erkek için kendi işlerinin hepsini kendisinin yapacağını söylüyorlar. Kendi işlerini, ev işlerini ve çocuk bakım işlerini kadın yapmayacaksa erkek neden evlensin Erkek çalışıp eve para getirmeyecekse, ev dışı işleri erkek yapmayacaksa kadın neden evlensin İslam kadının da erkeğin de aile içindeki görevini belirlemiş. Bunu kadınlara zulüm gibi göstermek feminizmin işidir. Kadına kendi görevlerini yapmayacaksın diyor, erkeğe de sen kimsin diyor sen bir hiçsin. Erkek ailenin reisidir. Aile reisliği feministlerin uğraşısıyla kanunla kaldırıldı. Allah'tan toplumumuz halen ailenin reisinin erkek olduğunu kabul ediyor öyle davranıyor. Kısacası feministler kadının ve erkeğin doğasına ters olan şeyleri maalesef kabul ettirdiler; hükümet yoluyla, devlet kurumlarıyla. Aileyi ortadan kaldırmaya teşebbüs olan bu ideoloji, kadınları çok etkilemiştir. Kadınlar da erkekleri etkiliyor. Erkek çocukları kadınsı yetiştirilmeye başlandı, sonra evleniyor iki sene geçmeden boşanıyorlar. Nüfus artar mı artmaz. Kadın erkek gibi erkek ister, erkek de kadın gibi kadın ister, her iki tarafın da doğası budur. Kadınsı erkekten tatmin olmaz kadın, erkeksi kadından da erkek tatmin olmaz. Kadın kadın olacak erkek erkek olacak. Kimse kendi doğası dışına çıkmayacak. İki genç evleniyor kadın evde yemek yapmıyor, ne olacak erkek mi yapacak yemekleri, yemek kadının işidir. Evde yemeği erkek yapıyorsa, bebeğin altını erkek değiştiriyorsa o evlilik boşanmayla sonuçlanıyor, çünkü erkek doğasının dışına zorlanıyor sonunda doğasını hatırlıyor patlıyor, birçok evlilikte gözlemlenmiş bir tecrübedir bu. Doğası dışına çıkmış bireylerin oluşturduğu toplumda gençler evlilikten nefret eder hale geliyor. Doğası dışına çıkmış kadın ve erkeğin oluşturduğu ailede şiddet bitmiyor. Aile içi şiddet olan evler arttıkça çocuklar evlenmekten kaçınıyor. Ben de evlenirsem böyle olur diye düşünüyor gençler. Ağrısız başımı niye ağrıtayım diyorlar. Feminist ideolojiye inananları önemli mevkilere getirdikçe hükümet, nüfus artma hızı gittikçe düşecektir. Nüfus artma hızının düşmesindeki sebebin ekonomi olmasının sebebi de feminist ideolojidir. Eğitimliler meselesi de aynı. Çok çocuğu olanlara eğitimsiz az çocuğu olanlara eğitimli şeklinde çok çocuklu aileleri aşağılayıcı bir bakış açısı getirmiştir bu ideoloji, eğitim düzeyi artıkça çocuk sayısı düşüyor bu nedenle. Oysa eğitim düzeyi arttıkça çocuk sayısı artmalıdır. Normali bu olmalı, eğitimli bilinçli insanlar çocuğun ne demek olduğunu bilirler. Ama tersi işliyor ülkemizde.