Körfez'de enerji tesislerinin doğrudan hedef alınması, bölgesel çatışmanın artık sadece askeri ya da diplomatik bir kriz olmadığını bir kez daha gösterdi. Bugün gelinen noktada mesele hangi tesisin vurulduğu ya da hangi üretici ülkenin ne kadar kayıp yaşadığı sorusunu aşmış durumda. Asıl sorun, küresel enerji arzının hangi koşullarda, hangi altyapı üzerinden ve ne ölçüde güvenli biçimde sürdürülebileceği haline geldi. ünkü enerji güvenliği yalnızca yer altından ne kadar petrol ya da gaz çıktığıyla değil; bu hacmin işlenmesi, limanlara ulaştırılması, tankerlerle taşınması, sigortalanması ve nihayetinde alıcısına zamanında teslim edilmesiyle anlam kazanıyor. Bugün Körfez'de yaşananlar bu zincirin tamamının baskı altına girdiğini gösteriyor.
Enerji altyapısı artık savaşın çevresinde değil, merkezinde.
Uzun yıllar boyunca Körfez'deki enerji tesisleri küresel ekonomi için kritik altyapı olarak tanımlandı. Fakat son saldırılar bu altyapının artık sadece stratejik bir ekonomik değer değil, doğrudan savaşın hedef seti olduğunu ortaya koydu. Gelinen noktada savaşın neden olduğu hasar tablosu da bunu açık biçimde gösteriyor. Saldırıların başlamasından bu yana rafineriler, petrol sahaları, gaz işleme tesisleri, ihracat terminalleri ve limanlar geniş bir coğrafyaya yayılan saldırılardan etkilendi. Bu, enerji piyasaları açısından son derece önemli bir eşik. ünkü sistem artık tek bir sahadaki kaybı değil, birbirine bağlı altyapı ağının kırılganlığını fiyatlıyor. Bir tesisteki hasar, yalnızca üretim kaybı yaratmıyor; aynı zamanda sözleşme güvenilirliğini, navlun akışını, sigorta primlerini ve alternatif güzergâhların kapasitesini de doğrudan etkiliyor.
Vurulan tesisler bize ne söylüyor
Sahadaki tabloyu sadece "birkaç saldırı" olarak okumak eksik kalır. Yapılan araştırmalar Ras Laffan'daki saldırılar sonucunda Katar'ın LNG ihracat kapasitesinin yaklaşık yüzde 20'sinin beş yıla yakın bir süre devre dışı kalabileceğini gösteriyor. BAE'de Fujairah Limanındaki yükleme operasyonları aksarken Shah gaz sahasında faaliyetler durduruldu. Suudi Arabistan ise Hürmüz riskini dengelemek için Yanbu çıkışlarını artırmak zorunda kaldı. Son veriler Yanbu'dan yapılan sevkiyatın Mart ortasında yaklaşık 4 milyon varile yükseldiğini gösteriyor. Başka bir deyişle, saldırılar artık tek tek tesisleri değil, Körfez enerji sisteminin düğüm noktalarını hedef alıyor. Bu da krizi yerel bir altyapı sorunu olmaktan çıkarıp küresel bir akış güvenliği sorununa dönüştürüyor.
Ras Laffan sonrası LNG piyasasında yeni dönem
Katar örneği bu krizin en öğretici başlıklarından biri. ünkü Ras Laffan'a verilen zarar LNG piyasasının ne kadar sınırlı esnekliğe sahip olduğunu gösterdi. Savaş ve altyapı hasarının 12,8 milyon ton/yıl düzeyinde Katar LNG kapasitesini devre dışı bıraktığı tahmin ediliyor. Bu durum küresel LNG arz tahminlerinde de aşağı yönlü revizyonlara neden oldu. Dahası, Asya LNG fiyatlarının Şubat sonundan bu yana yüzde 143 arttığı, bunun da özellikle fiyat hassasiyeti yüksek ülkelerde talep tahribatına yol açtığı biliniyor. Bu oldukça önemli çünkü petrol piyasasında belli ölçüde ikame ve rota değişikliği mümkün ancak LNG'de sıvılaştırma kapasitesi, gemi erişimi, terminal slotları ve kontrat yapıları nedeniyle sistem çok daha katı. Dolayısıyla Ras Laffan'daki hasar yalnızca Katar'ın değil, küresel gaz dengesinin zayıf karnını görünür hale getirdi.
Alternatif güzergâhlar var, ama güvenli değiller.
Körfez'de son dönemde öne çıkan bir diğer gerçek alternatif hat ve terminallerin de mutlak güvence sunmaması. BAE'de Fujairah'ın aksaması bunun en somut örneklerinden biri. Fujairah, Hürmüz'e bağımlılığı azaltan başlıca çıkış kapılarından biri olarak görülüyordu, fakat limandaki saldırılar sonucunda operasyonların aksaması bu alternatifin de çatışma şartlarında ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. Aynı durum Suudi Arabistan için de geçerli; Yanbu ve Doğu-Batı boru hattı Hürmüz'e karşı önemli bir dengeleme aracı sunsa da savaş genişledikçe bu tür by-pass mekanizmalarının da hedef haline gelebileceği anlaşılıyor. Bu nedenle bugün soru artık "Hürmüz kapanırsa hangi rota devreye girer" sorusu değil. Asıl soru, hangi rotanın ne kadar süre güvenli kalabileceği.

3