İran Savaşının Ardındaki Sorular

Ortadoğu bir kez daha büyük bir yangının ortasında. İran ile ABD ve İsrail arasında tırmanan gerilim, artık sadece bölgesel bir kriz olmaktan çıkmış, küresel dengeleri etkileyen bir savaşa dönüşmüştür. Bu savaşın gidişatını anlamak için bazı temel soruları sormak gerekiyor. Çünkü savaşın gerçek nedeni çoğu zaman görünenin arkasında gizlidir.

ABD İran'la neden savaşıyor

Resmî söylemde nükleer program, rejimin değiştirilmesi, bölgesel güvenlik ve israilin korunması gibi gerekçeler dile getirilse de asıl amacın; enerji yolları, petrol rezervleri ve Ortadoğu'nun stratejik kontrolü bu savaşın asıl nedenidir.

Benzer şekilde İsrail'in İran'la savaşmasının nedeni de yalnızca güvenlik kaygısı değildir. İran'ın bölgesel güç olarak yükselmesi ve İsrail'in bölgedeki askeri üstünlüğünü tehdit etmesi çağın hitleri olarak anılan Netenyahu'yu saldırgan bir hale dönüştürmektedir.

İsrail'in ideolojik hedefleri de tartışmanın başka bir parçası. Tel Aviv yönetiminin "Arz-ı Mevud" olarak bilinen tarihsel hedeflerinden vazgeçmediğini artık tüm dünya biliyor. ABD'deki Evanjelist grupların da İsrail'e güçlü destek vererek savaşın sürmesini teşvik ettiği de bilinen bir gerçek.

Bir diğer kritik soru ise savaşın ne kadar süreceğidir Tarih bize Ortadoğu'daki savaşların kısa sürmediğini gösteriyor. Eğer doğrudan bir kara savaşı başlarsa bu çatışmanın yıllarca sürebileceğini söylemek abartı olmayacaktır. Bu durum doğal olarak petrol fiyatlarını da etkileyecektir. Küresel piyasalar şimdiden tedirgin. Uzmanlara göre savaşın genişlemesi halinde petrolün varil fiyatı 200 doların üzerine çıkabilir.

Elbette savaşın Türkiye açısından da önemli sonuçları var. Türkiye hem coğrafi konumu hem de NATO üyeliği nedeniyle bu krizin tam ortasında bulunuyor. Ankara'nın denge politikası yürütmesi, bölgesel istikrar açısından kritik önem taşıyor.

Öte yandan ABD tarafından olası bir kara savaşında, İran rejimine muhalif kürt gruplar ile Irak'taki kürtlerin kullanılabileceği iddiaları da tartışılıyor. Ankara'nın, Barzani ve Talabani ile temas kurarak böyle bir girişimin parçası olmaması konusunda uyarılarda bulunduğunu biliyoruz.

İran'a yapılan saldırılarda hastaneler, okullar, altyapı tesisleri, sivil yerleşim yerleri ve petrol rafinerilerine zarar verilmesi uluslararası hukuk açısından kabul edilemez bir durumdur. İran ise buna karşılık İsrail'e karşı yapılan saldırılarda ciddi hasar verdiğini, çok sayıda ölü ile yaralının bulunduğunu açıklamaktadır. İsrail yönetimi ise bu saldırılara ilişkin görüntü ve bilgilerin yayılmasını, sosyal medyada ya da başka platformlarda görüntü paylaşanların cezalandırılacağını açıklamaktadır.

ABD'de ise Trump yönetiminin savaş politikası eleştirilmekte ve başkana verilen destek oranı ciddi şekilde düşmüş durumda. Üstelik savaşın maliyeti de her geçen gün artmaktadır. Pentagon'un bu süreçte nasıl bir strateji izleyeceği büyük merak konusu.