Dilin Kemiği Yok!

Kıymetli okurlarım,

Anadolu insanının kendine has bir söz söyleme geleneği ve köklü bir söz söyleme sanatı vardır. Büyüklerimizden duyduğumuz bu deyimler ve atasözleri bizim kültürümüzün bir parçasıdır. Fakat bir zamanlar samimiyetin göstergesi olarak söylenen bu sözler, yerinde ve zamanında kullanılmadığında, karşımızdaki insanın gönlünü incitebiliyor.

Atalarımız boşuna söylememiş: "Dilin kemiği yoktur." İnsan, söyleyeceği sözü tartmalı; her düşüncesini dile getirmeden önce sözünün doğuracağı sonuçları hesaba katmalıdır.

Günlük hayatımızda buna benzer nice örneklerle karşılaşıyoruz. Yakın bir arkadaşına "Bayağı bir kilo almışsın!" demek; işsiz kalmış birine, "Daha iş bulamadın mı" sorusunu sormak; evlenmemiş birine, "Senin düğün ne zaman" diye takılmak bazılarına sıradan gelebilir. Oysa bu insanların her birinin kendine özgü bir hayat hikâyesi vardır. Belki kilo almasının arkasında bir sağlık sorunu, iş bulamamasının arkasında uzun süren bir mücadele, evlenmemesinin arkasında ise kimsenin bilmediği sebepler bulunmaktadır.

Biz çoğu zaman kendi sözümüzü düşünür, karşımızda ne anlam ifade ettiğini düşünmeyiz. Sonra da "Ben kötü bir şey söylemedim ki!" diyerek kendimizi savunuruz. Hâlbuki iyi niyet, her sözün incitici olmaktan çıkmasını sağlamaz. Bir insanın niyeti iyi olabilir, ancak söylediği söz söylenen kişi için kırıcı olabilir. Olgunluk, yalnızca iyi niyetli olmak değil, niyetimizin karşı tarafta nasıl bir etki bırakacağını da hesaba katmaktır.

Bir başka mesele de cemiyet içinde, yani insanların bir araya geldiği ortamlarda söylenen sözlerdir. Anadolu'da buna çok güzel bir ifade kullanılır: "Çam devirmek!" Bazen bir sohbet sırasında öyle bir söz söylenir ki bütün ortamın havası değişir. Herkes susar, bakışlar birbirine çevrilir, konuşmanın tadı kaçar. Sözü söyleyen kişi ise yaptığı hatanın farkına bile varmayabilir.

Bir aile ziyaretinde, yıllardır evlat sahibi olamayan bir çifte çocuk meselesini açmak; bir toplantıda bir insanın geçmişte yaptığı hatayı herkesin önünde dile getirmek; iki kişinin arasındaki özel bir meseleyi kalabalık içinde konuşmaya başlamak, düşüncesizce söylenmiş sözlerin nelere yol açabileceğini bize gösterir. İnsan bazen bir kişiyi mahcup etmekle kalmaz, onun ailesini, yakınlarını da zor durumda bırakır.

Daha da önemlisi, bazı insanlar başkalarının özel hayatını konuşmayı sohbet zanneder. Birinin maddi durumunu, aile içindeki anlaşmazlığını, çocuğunun başarısızlığını veya özel bir sıkıntısını herkesin içinde dile getirirler. Ardından da "Bizim aramızda sır olmaz!" diyerek durumu normalleştirmeye çalışırlar. Oysa samimiyet, her şeyi söyleme hakkı vermez. Yakınlık, mahremiyeti ortadan kaldırmaz. Bir insanın bize güvenerek anlattığı bir meseleyi başkalarının önünde açmak, yalnızca bir görgüsüzlük değil, aynı zamanda güvenin de zedelenmesidir.