1970'li yıllarda TRT'nin siyah-beyaz televizyonları vardı. Mahallede televizyonu olan komşunun evinde toplanır, akşamları film izlerdik. İlk izlediğim filmlerden biri "Demir Pençeli Adam'dı. Bir kolu olmayan ve yerine demir pençe takılı olan o karakter çocuk aklımla beni oldukça etkilemişti.
1974 yılında Kıbrıs Barış Harekatı'nı yaşadık. Radyolardan marşlar çalınır, milli birlik ve beraberlik vurguları yapılırdı. Askerlerimizin adaya çıkışı büyük bir coşkuyla karşılanmıştı. Yine o yıllarda İsmet İnönü'nün vefat haberini radyodan öğrenmiştik. O dönem haberlerin en önemli kaynağı radyo idi.
1970'li yıllar aynı zamanda siyasi istikrarsızlık dönemiydi. Sık sık seçimler yapılıyor, hükümetler kısa süreli oluyordu. Milliyetçi Cephe hükümeti, Güneş Motel olayıyla dağıldı. Süleyman Demirel'in yeniden iktidara gelişiyle birlikte ülkede sağ–sol çatışmaları daha da arttı. Mezhep temelli gerilimler, 1978 Kahramanmaraş, 1980 Mayıs- Temmuz aylarında Çorum Olayları gibi acı hadiseler yaşandı. Her gün radyolarda ve televizyonlarda silahlı saldırılar sonucu hayatını kaybeden insanların haberlerini duyuyorduk. Toplumda korku ve güvensizlik hâkimdi.
1980-Askeri Darbesi ve Toplumsal Kırılma
1980'li yılları yaşamış birisi olarak, sağ–sol çatışmalarının ve kardeş kavgasının yaşandığı o çalkantılı dönemde ortaokulu bitirmiş, liseye yeni başlamış genç bir delikanlıydım. 12 Eylül 1980 askeri ihtilaliyle birlikte toplum düzeni tamamen değişmişti. Sıkıyönetim ilan edilmiş, insanlar belirli saatlerde dışarı çıkabiliyor, belirli saatlerde evlerine ve iş yerlerine dönmek zorunda kalıyordu. Ülke askeri vesayet dönemine girmişti.
Dönemin devlet başkanı Kenan Evren'in "Bir sağdan bir soldan astık" sözleri hafızalara kazınmıştı. Darbe sonrasında Amerika'da "Bizim çocuklar başardı" şeklindeki ifadeler de konuşuluyordu. Yönetim tamamen askerin kontrolüne geçmişti. Beş kişilik Milli Güvenlik Konseyi kuruldu; Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanı yönetimde söz sahibi oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülend Ulusu başbakan olarak atandı. 1982 Anayasası referanduma sunuldu ve yoğun bir tartışma ortamı oluşmadan kabul edildi. Böylece askeri vesayet daha da güçlendi.
Darbe sonrası devletin tüm kurumları yeniden şekillendirildi. O dönemde FETÖ yapılanması da örgütlenme sürecini hızlandırdı ve ilerleyen yıllarda devlet içinde yer edinmeye başladı.
O yıllarda lise öğrencisiydik. Yaşananları tam anlamıyla kavrayacak bilinç düzeyinde değildik. Devletçi bir politika izlendiğini düşünüyor; vatan, millet, bayrak ve ezan etrafında yükselen millî duygularla yetişiyorduk.
Özal Dönemi, Ekonomik Dışa Açılma

22