Sil baştan

Beşiktaş'ta bir dönem daha sona erdi.

Başkan Serdal Adalı ile yapılan zirve toplantısının ardından teknik direktör Sergen Yalçın görevini bıraktı.

Tazminat istemedi, alacaklarından vazgeçti ve geldiği gibi ceketini alıp gitti.

Sergen Yalçın'ın ikinci Beşiktaş dönemi hiçbir zaman ilk hikayesinin heyecanını taşımadı.

Şampiyonluk yaşadığı dönemde saha kenarında özgüveniyle, oyuncularına verdiği enerjiyle ve camiaya hissettirdiği aidiyetle fark oluşturuyordu.

Bu kez ise daha ilk günden mutsuz bir görüntü vardı.

Takıma tam anlamıyla inanmadı.

Oyuncu grubunu yeterli bulmadı.

Saha içindeki tercihleri sürekli tartışıldı.

Kaybedilen her maç sonrası ise geçmişte yorumculuk yaptığı dönemde sarf ettiği sert eleştiriler sosyal medyada yeniden önüne koyuldu.

Kendi cümleleri bu kez onu vurdu.

Futbolun en acı tarafı da bu zaten...

Dün söyledikleriniz bugün sizi yargılıyor.

Ancak bütün yükü yalnızca Sergen Yalçın'ın omuzlarına bırakmak da büyük haksızlık olur.

Çünkü Beşiktaş'ın problemi bir teknik direktör problemi olmaktan çoktan çıktı.

Siyah beyazlılar son beş sezonda tam 13 teknik direktörle yollarını ayırdı.

Bu tablo bile başlı başına yönetimsel bir istikrarsızlığın özeti aslında.

Sürekli değişen sistemler, farklı oyun anlayışları, yeniden kurulan kadrolar ve her sezon sil baştan başlayan bir hikaye...

Türkiye'de teknik direktör göndermek en kolay çözüm olarak görülüyor.

Sonuçlar kötü geldiğinde ilk fatura hocaya kesiliyor.

Sabır ise yalnızca başarı varsa gösteriliyor.

Oysa başarıyı getiren en önemli unsurun istikrar olduğu unutuluyor.