Bu jenerasyona yazık etmeyin!

Türk futbolunun son yıllarda yakaladığı en değerli jenerasyonlardan birine sahibiz.

Ancak sahaya baktığımızda elimizdeki potansiyelle ortaya koyduğumuz futbol arasında ciddi bir uçurum olduğunu görüyoruz.

A Milli Takımımız, Uluslar Ligi'nde önce Fransa, ardından İtalya karşısında sahaya çıktı. Fransa'ya 1-0 mağlup olduk.

İtalya karşısında ise 4-1'lik ağır bir yenilgi aldık.

Bir maç kaybedilebilir, hatta farklı da kaybedilebilir.

Asıl üzerinde durulması gereken ise ortaya koyulan futbol ve takımın geleceğe dair verdiği mesajdır.

Çünkü mesele yalnızca İtalya'ya 4-1 yenilmek değil.

Mesele, bu kadar önemli oyunculara sahip bir takımın sahada ne yapmak istediğinin tam olarak anlaşılamaması.

***

İtalya'nın kadrosuna baktığımızda bizim kadromuzdan daha fazla yıldız olduğunu söylemek kolay değil.

Bizim elimizde Arda Güler gibi dünya futbolunun dikkatle takip ettiği bir oyuncu, Kenan Yıldız gibi üst düzey potansiyel taşıyan bir genç ve Can Uzun gibi gelecekte adından çok daha fazla söz ettirebilecek bir futbolcu var.

Böylesine değerli bir jenerasyonun en büyük ihtiyacı ise yalnızca yetenekli oyuncular değil, doğru sistem.

Bugün Milli Takım'a baktığımızda ise kafalarda soru işaretleri oluşuyor.

Hangi oyunu oynuyoruz

Top bizdeyken ne yapmak istiyoruz

Rakip üzerimize geldiğinde nasıl karşılık veriyoruz

Savunma ile hücum arasındaki bağlantıyı nasıl kuruyoruz

Bu soruların cevaplarını sahada net biçimde göremiyoruz.

Her maç farklı bir diziliş, farklı bir kurgu ve farklı bir plan görüntüsü ortaya çıkıyor.