2000 yılında Galatasaray'ın UEFA Kupası ve Süper Kupa zaferinin ardından kulüpler bazında tek bir başarımız yok.
Milli Takımlar düzeyinde de 2002 Dünya Kupası yarı finali ve 2008 Avrupa Şampiyonası yarı finali başarılarımız var.
Peki futbola bu kadar para harcayan bir ülke olarak neden bir istikrarımız yok
Öncelikle yıllardan bu yana günü kurtarmak için transferler yapıyoruz.
İleriye dönük bir planlamadan söz edemiyoruz.
Gelen yönetimler hemen transfer yarışına girişiyor ve son yıllarda taraftarların sosyal medyada düzenledikleri kampanyaların etkisinde futbolcular getiriyor.
Gelen teknik direktörlere sabır gösterilmiyor.
Sadece teknik direktörler değil, yapılan transferlere de sabır gösterilmiyor.
Peş peşe galibiyetler alabilen teknik direktörler şanslı.
Skora etki eden transferler de böyle...
Yoksa anında linç kurbanı oluveriyorlar.
Ekonomik yönden yatırım yapılan futbolcular yok denecek kadar az.
Yıllık 50 milyon Euro geliri olan bir Türk kulübünün yıllık harcaması 150 milyon Euro.
Bu harcamanın karşılığında şampiyonluk gelmediği zaman ekonomik kriz yaşanıyor.
Yıllardır kulüplerimizin durumu bu halde.
Bir başkan gidiyor, bir başkan geliyor...
Her gelen başkan para harcıyor.
Futbol önceden yetenekle oynanan bir spordu.
Tabii ki fiziksel bir güç de gerekliydi ancak yeteneği olan futbolcular ve takımlar ön plana çıkardı.
Maradona, Zidane, Ronaldinho yetenekleriyle ön plana çıkan dünya yıldızlarıydı.
Son yıllarda ise durum fiziksel güce evrildi.
Yetenek ve fiziksel güç ön plana çıktı.

132