Takke düştü

Zemin kötü... Milli maçların verileceği bir saha değil...

Takımda eksik çok, Kenan, Hakan gibi yıldızlar, kalede de Uğurcan yok...

Golcün yok golcün. Golü kim atacak, kısmete kalmış...

E, Montella da formsuz... Kendisini buraya getiren oyun planı artık iş yapmıyor, o da yeni bir plan geliştiremiyor. İstifa da etmiyor, mum gibi kendisini bitirene kadar yanmayı tercih ediyor...

Bunların hepsi bir araya gelince, tarihin belli de en vasat İtalya'sı geldi sana ilk 27 dakikada 3 gol birden attı.

Millilerin kaleyi bulan ilk şutu skor 3-0'dan sonraydı, o da Arda Güler'in Avrupa'da öğrendiği, istatistiğe geçsin diye fizandan vurduğu cılız şuttu.

Fransa maçının belli bölümlerinde rakibe meydan okumamız, bazı anlarda oyun olarak üstün bile olmamızın aldatmaca olduğunu dünkü maçta gördük. Takke düştü, kel göründü.

Kötüyüz. Daha doğrusu bu seviyelere henüz hazır değiliz. Uluslar Ligi'nde C'den B'ye, B'den A'ya tek kalemde geldik ama kabul etmeliyiz ki bu seviyeler farklı, bizim tecrübemiz buraları yönetmeye yetmiyor.

Bir kere fazla yumuşak bir takımız. Rakipten top çalamıyoruz. Rakibin oyununu bozamıyoruz. Top rakipteyken öyle çok da etkili savunma yapamıyoruz.

Savunmada yoksun, hücumda yoksun. Sakatlıklar nedeniyle orta sahan da boşalınca bu tablo kaçınılmaz oldu.

Bu yenilgi öncelikle Montella'ya yazar. Fransa maçında iş yapacağının mesajını veren 3-4-3 zamanla verimli hale getirilebilir ama oyuncu tercihleri bu sisteme uygun değil. Bu tutuculuk milli takım seviyesinde olmaz. İyi olan çağırılır, formda olan oynar.