İtalyan pizza

Icardi'nin, Sane'nin, İlkay'ın kulübede oturduğu zengin ve alternatifli bir Galatasaray kadrosu, rakip Juventus olsa bile dün geceki maçın favorisiydi. Nitekim karşılaşmanın ilk dakikalarında özgüveni yüksek, bastıran bir Galatasaray vardı. İtalyan savunması coşkulu rakibi karşısında zorlanıyordu. Osimhen'in kaptığı bir top, Sara'nın usta vuruşu ile golle meyvesini de verdi. Ancak 40 saniye sonra gelen Juventus golü, Galatasaray'ın avucuna kadar gelen psikolojik üstünlüğü bir anda alıp götürdü.
Koopmeiners, Galatasaray savunma hattındaki boşlukları çok iyi değerlendirdi. Bu sezon birçok Şampiyonlar Ligi maçında hatalar yapan, kendi kalesine goller atan Davinson ilk Juventus golüne de hatalı çıkışı ile zemin hazırladı. Juventus orta sahayı çok hızlı geçip az adamla net pozisyonlar yaratabiliyordu. Nitekim böyle bir akında ikinci golü de buldu.

Okan Buruk, Osimhen'in ardında Barış-Yunus-Lang üçlüsünü kurmuştu. En kritik görev Yunus'taydı. Galatasaray'ın en skorer isimlerinden olan ancak form düşüklüğü yaşayan Yunus çok şey yapmak isterken hiçbir şey yapamamanın girdabında kaldı.

Lang ilk yarıda bu seviye maçlar için yeterli izlenimini vermedi. Barış ise City maçındakinden farklı olarak hız ve güç olarak rakiplerinin önüne geçmesini bildi. Juventus'un 10 kişi kaldığı pozisyon da Barış Alper'i durdurmak için yapılan faulün neticesiydi.

Lang-Barış Alper ikilisi ikinci yarının hemen başında beraberlik golüne imzalarını attılar. Barış'ın sert şutunda kaleciden dönen topu altıpasa bir gölge santrfor gibi süzülen Lang'ın dokunuşu golü getirdi. Ardından Sara yine sahne aldı ve Aslan'ı yeninden öne geçirdi. Çaprazda kazanılan serbest atışı doğrudan kaleye göndermesi müthişti. Sonrası daha da müthişti. Goller sağanak gibi geldi.