Şampiyonlar Ligi'nde, denk takımlar arasındaki mücadelelerde hakem kararları etkili olabiliyor. Dün de öyle bir maçtı. İlk yarıda Batrakov'a yapılan faulde kırmızı kartın çıkmaması ve Sporting'e verilen kolay penaltı maçın kaderini belirledi.
Hakemden bağımsız olarak bakıldığında Galatasaray maça iyi başlamasına karşın galibiyeti hak eden bir oyun da oynamadı. Osimhen'siz Galatasaray uçmaya çalışan ancak uçamayan bir tavuk gibiydi.
Kanatları vardı ama havalanamıyordu. Galatasaray'ın Osimhen'siz gole ulaşması neredeyse olanaksız gibiydi. 30'un dakikadan sonra kaleyi bulan isabetli şut bile yoktu. Burada faturayı Barış Alper'e kesmek, ondan Osimhen etkisi beklemek haksızlık olur.
Çalışkan biri ama maç alacak bir yıldız değil Barış Alper. Okan Buruk'un maça Deniz Gül ile neden başlamadığı da soru işaretiydi ama son bölümde Deniz Gül girdikten sonra görüldü ki bu ağır santrfor deplasmanlar için pek de uygun değil.
Burada aslında esas eleştiriyi sahada olmayan Osimhen'e yapabiliriz. Skor olarak kopan maçlarda bile vites küçültmeyen, kendini sakınmayan, gereksiz hareketlerle sakatlayan Osimhen'in oyunu daha akıllı oynaması ve kendisini Galatasaray'dan mahrum etmemeyi öğrenmesi gerekir.
Ya da Okan Buruk ve ekibinin Osimhen'e skor olarak kopan maçlarda 60'larda, 70'lerde oyundan alması gerekir.

18